Halk arasında "Gelin Kayası" olarak bilinen bu büyüleyici coğrafi oluşum, asırlardır kulaktan kulağa aktarılan hüzünlü bir aşk ve fedakarlık hikayesine ev sahipliği yapmaktadır.
Taş Olan Kervan, Kuş Olan Damat
Efsaneye göre, eski zamanlarda bölgedeki köylerden birinden yola çıkan neşeli bir gelin alayı bu topraklardan geçmektedir. Ancak kervanın yolu, gözü dönmüş eşkıyalar tarafından kesilir. Eşkıyaların asıl niyeti, düğün kervanındaki güzel gelini kaçırıp esir pazarında satmaktır.
Gelin alayındaki erkekler namuslarını ve canlarını korumak için eşkıyalara karşı kahramanca savaşsalar da teker teker hayatlarını kaybederler. Çember daralır ve eşkıyalar kaçmaya çalışan gelin ile damadı yakalamak üzereyken, çaresiz kalan genç çift ellerini göğe açıp Allah’a sığınırlar:
"Allah'ım, bizi bu zalim eşkıyaların eline düşürme; bizi ya taş et, ya kuş et!"
Temiz kalpli gençlerin bu samimi duası oracıkta kabul olunur. Güzel gelin, peşindeki eşkıyalar, develer ve atlar o saniyede taşa dönüşerek donup kalırlar. Damat ise bir beyaz güvercin (kuş) olup gökyüzüne uçarak özgürlüğüne kavuşur.
Gözyaşlarından Doğan Cehrilik Laleleri
Efsanenin hüznü sadece kayalarla sınırlı kalmaz, doğanın uyanışına da yön verir. Rivayete göre, masum gelinin yakalanmadan hemen önce ağlarken gözünden döktüğü yaşlar toprağa düşerek sel olur ve düştükleri yerde kıpkırmızı laleler filizlenmeye başlar.
Zamanla tüm tepeyi kaplayan bu özel çiçekler, günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Her yıl Eğrice döneminde (mayıs ayının ikinci haftasında), Cehrilik bölgesinde kırmızı laleler göz alıcı bir şekilde açar. Tam da bu dönemde gökyüzünde beyaz güvercinlerin süzülmesi, efsanedeki damadın hala sevdiceğinin üzerinde uçtuğu şeklinde yorumlanır.




