Karar verirken sadece uygulanan faiz oranlarına odaklanmanın büyük bir yanılgı olabileceği belirtiliyor. Kurdaki hareketlilik ile elde edilen faiz arasındaki hassas denge tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıkarıldı.

500 BİN TL ÜZERİNDEN YAPILAN ÇARPICI HESAPLAMA

Yatırımcıların önünü daha net görebilmesi adına 500 bin liralık bir sermaye üzerinden örnek bir tablo oluşturuldu. Geçtiğimiz yıl 500 bin TL birikimini yüzde 36 net faiz oranıyla bankaya yatıran bir mudinin hesabında vade bitiminde tam 680 bin TL birikti. Söz konusu bir yıllık zaman diliminde dolar kurunun 40 TL seviyesinden 47 TL bandına ulaştığı hesaplamaya dahil edildi. Sürecin en başında elindeki Türk Lirası ile 12 bin 500 dolar alabilen yatırımcı, vade sonundaki 680 bin lirasıyla 14 bin 468 dolar alma imkanına kavuştu. Ortaya çıkan bu tablo, yatırımcı hanesine dolar bazında yaklaşık yüzde 15,7 seviyesinde bir reel kazanç yazdırdı. Ana paranın döviz karşılığı önemli ölçüde büyüdü.

Yozgat Döviz Kuru Verilerinde Dolar Ve Euro Öne Çıktı (4)

YATIRIMCILAR İÇİN YÜZDE 34'LÜK KRİTİK EŞİK

Kazanç hesaplamalarında döviz kurundaki yükselişin boyutu en belirleyici unsur olarak öne çıkıyor. İşlem maliyetleri de formüle dahil edildiğinde, kurda yaşanacak yüzde 34 oranındaki bir artış hayati bir eşik olarak kabul ediliyor. Şayet dövizdeki yıllık yukarı yönlü hareket yüzde 34'ün gerisinde kalırsa, Türk Lirası mevduat hesapları döviz karşısında yatırımcısına net bir avantaj sunuyor. Yükselişin tam yüzde 34 civarında gerçekleşmesi halinde ise getiri ve kayıp eşitlenerek başa baş bir nokta yakalanıyor. Ancak kurdaki fırlama yüzde 34 bariyerini aşarsa, TL faizinin getirdiği tüm cazibe ortadan kalkıyor ve döviz bazında zarar oluşması kaçınılmaz hale geliyor.

FAİZ DIŞINDAKİ BELİRLEYİCİ FAKTÖRLER NELER?

Dr. Mahfi Eğilmez, finansal hamleler yapılırken tek kriterin faiz olmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Piyasaların gelecekteki enflasyon beklentileri, Merkez Bankası (TCMB) tarafından yürütülen para politikaları ve piyasadaki döviz talebi denklemin diğer kritik parçalarını oluşturuyor. Bununla birlikte TCMB rezervlerinin durumu, ilerleyen dönemlerde faiz oranlarının izleyeceği rota ve ekonomiye duyulan genel güven endeksi yatırımların kaderini tayin ediyor. Tüm bu dinamikler bir bütün olarak değerlendirilmeden atılacak adımlar büyük risk barındırıyor.

YÜKSEK FAİZ POLİTİKASININ EKONOMİYE YANSIMALARI

Uygulanan yüksek politika faizinin arkasında yatan asıl stratejinin, elinde tasarrufu bulunan kesimi dövizden uzaklaştırarak Türk Lirası varlıklara yöneltmek olduğu biliniyor. Bu hamle doğrudan döviz talebini törpülüyor. Kısa vadeli perspektifte kur üzerindeki baskı kırılarak fiyat istikrarına giden yol açılıyor. Öte yandan bu sistemin uzun vadede kalıcı yatırımlardan ziyade kısa vadeli yabancı sermaye girişini ülkeye çekmesi çeşitli makro riskleri beraberinde getiriyor. Tarihsel süreçler incelendiğinde bu tarz ekonomik dengelerin çok uzun soluklu olmadığı görülüyor. İktisatçı Eğilmez, uzun vadede enflasyonun düşmesiyle faizlerin normalleşebileceğini veya tam tersi bir senaryoda kura binen yükün artarak mevcut dengeyi tamamen değiştirebileceğini ifade etti.

Kaynak: Haber Merkezi