Yozgat Bozok Üniversitesi'nin de aralarında bulunduğu yükseköğretim kurumları, kontenjan ve programlarını belirlerken, öğrencilerin içine düştüğü kararsızlık ve kaygı durumuna ilişkin Acıbadem Eskişehir Hastanesi Klinik Psikolog Beste Çokaygil önemli değerlendirmelerde bulundu. Sınav sonuçlarının bir son değil, psikolojik açıdan yeni bir başlangıç olduğunu belirten Çokaygil, gençlerin bu süreçte birbirinden farklı duygular yaşamasının doğal olduğuna dikkat çekti.
"Duyguları bastırmak değil, ifade etmek önemli"
Klinik Psikolog Beste Çokaygil, sınav sonuçlarının ardından öğrencilerde görülen duygu durumlarına açıklık getirdi.
Kimi öğrenciler emeklerinin karşılığını aldığını düşünerek sevinç yaşarken, kimileri hayal kırıklığı, öfke, suçluluk, kaygı ya da belirsizlik hissedebilir. Bu duyguların tamamı son derece doğaldır. Önemli olan bunları bastırmak değil, sağlıklı şekilde ifade edebilmektir.
dedi. Çokaygil, bir sınav sonucunun kişinin zekasını, karakterini ya da yaşam başarısını tanımlayamayacağını vurguladı. Yaşam başarısının uyum sağlayabilme, problem çözebilme, motivasyonu sürdürebilme ve psikolojik dayanıklılık gibi pek çok farklı beceriyi kapsadığını ifade etti.
"Popüler bölümler ileride mutsuzluk getirebilir"
Tercih döneminin belki de en can alıcı noktasına değinen Çokaygil, öğrencilerin yalnızca başarı sıralamasına göre hareket etmesinin risklerine işaret etti. Gençlerin ilgi alanları, kişilik özellikleri, değerleri ve yaşam hedeflerini mutlaka göz önünde bulundurması gerektiğini söyledi.
Sadece popüler olduğu ya da çevrenin beklentisini karşılamak için yapılan tercihler ilerleyen yıllarda mutsuzluk ve motivasyon kaybına neden olabilir.
ifadelerini kullandı.
Ailelere "anlayış" çağrısı
Uzman isim, bu kritik dönemde ebeveyn tutumunun gençlerin psikolojisi üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çekti. Ailelerin sarf ettiği bazı cümlelerin hayal kırıklığını derinleştirebildiğini belirten Çokaygil, şöyle konuştu:
'Daha çok çalışsaydın böyle olmazdı' ya da 'Biz senin için her şeyi yaptık' gibi ifadeler öğrencinin yaşadığı hayal kırıklığını daha da derinleştirebilir. Gençler bu süreçte çözüm önerisinden önce anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Bazen sadece 'Bu sürecin senin için zor olduğunu görüyorum' demek bile önemli bir psikolojik destek sağlayabilir.
"Kararı genç vermeli, aile rehber olmalı"
Tercih listesinin şekillenmesi sürecinde ailelerin yol gösterici bir rol üstlenmesinin en sağlıklı yaklaşım olduğunu vurgulayan Beste Çokaygil, nihai kararın öğrenciye ait olması gerektiğini söyledi. Üniversiteyi okuyacak, mesleği sürdürecek ve o yaşamı kuracak kişinin öğrencinin kendisi olduğunu hatırlatan Çokaygil, "Ailenin görevi baskı oluşturmak değil, sağlıklı karar verebilmesi için güvenli bir ortam sunmaktır. Unutulmamalıdır ki bir sınav sonucu, bir gencin değerini değil; yalnızca o sınavdaki performansını gösterir" diye konuştu.




