Samsun'da yaşayan iki kişi arasında başlayan borç kavgası, Türkiye'deki tüm alacak verecek davalarına emsal teşkil edecek bir sonuca ulaştı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, borcun cinsi ve miktarı konusunda anlaşmazlığa düşen tarafların dosyasını karara bağladı. Hukuk sisteminde dijital delillerin ağırlığını bir kez daha kanıtlayan bu gelişme, borç sözleşmelerindeki ispat yükümlülüğünün sınırlarını net bir şekilde çizdi.

ALTIN BOZDURUP VERİLEN BORÇ MAHKEMELİK OLDU

Dava dosyasına yansıyan bilgilere göre, bir vatandaş yakınına borç vermek amacıyla sahip olduğu altınları bozdurarak 90 bin lira tutarında nakit sağladı. Aradan geçen sürenin ardından borçlu taraf, aldığı paranın 40 bin liralık kısmını iade ederek kalan miktar için ek süre talep etti. Alacaklı ise borcu altın satarak verdiğini belirterek, kalan 50 bin liralık kısmın güncel 51,31 cumhuriyet altını karşılığı üzerinden kendisine ödenmesi için yargı yoluna başvurdu.

Adsız Tasarım (92)-2

WHATSAPP MESAJLARI İSPAT İÇİN DELİL KABUL EDİLDİ

Kendisine yöneltilen iddiaları reddeden borçlu, yapılan anlaşmanın Türk Lirası üzerinden gerçekleştiğini savundu. Mahkemeye delil olarak sunulan WhatsApp yazışmalarında borcun altın cinsinden alındığına dair hiçbir ifadenin yer almadığına dikkat çekildi. Yargılamayı yürüten Vezirköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, altın iddiasını ispat yükümlülüğünün davacıda olduğunu vurgulayarak mesaj içeriklerinde böyle bir ibare bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmetti.

YARGITAY DİJİTAL YAZIŞMA KARARINI ONADI

Yerel mahkemenin kararını İstinaf Mahkemesi de hukuka uygun bularak dosyayı bir üst mercie taşıdı. Sürecin son durağı olan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise yapılan temyiz incelemesinin ardından noktayı koydu. Yüksek mahkeme, taraflar arasındaki banka dekontları ve WhatsApp mesaj dökümlerini inceleyerek alacaklının altın iddiasını kanıtlayamadığını belirtti. Alınan bu emsal onama kararıyla birlikte, anlık mesajlaşma uygulamalarındaki ifadelerin borç davalarında bağlayıcı delil niteliği taşıdığı resmiyet kazandı.