Yeniden Refah Partisi Yozgat İl Başkanı Süleyman Adıgözel, Ortadoğu politikalarına yönelik sert eleştirilerde bulundu. Adıgözel, bölgedeki güç oyunlarının huzuru kaçırdığını ve yaşananların trajikomik olduğunu ifade etti.

"Güvenlik ve Demokrasi Dersi Vermeye Kalkması Trajikomik"

Adıgözel, "Kendi cephaneliklerini kitle imha silahlarıyla dolduranların, başkalarına güvenlik ve demokrasi dersi vermeye kalkması, tarihin gördüğü en büyük trajikomik sahnelerden biridir" dedi. Küresel çifte standartlara dikkat çeken Adıgözel, adalet maskesiyle dolaşanların bölge halklarını bir deneyin parçası olarak gördüğünü savundu.

Yeniden Refah Partili siyasetçi, "Düzen getiriyorum diyerek kadim coğrafyaları enkaza çeviren bu anlayış, istikrarın değil, sistematik bir eşkıyalığın temsilcisidir" ifadelerini kullandı. Sınırları cetvelle çizenlerin, şimdi o sınırların içine kan ve gözyaşı enjekte ettiğini öne sürdü.

Adıgözel-1

Barışın Değil Sömürünün Muhafızı

Süleyman Adıgözel, "Bir yandan barıştan söz edip diğer yandan bölgeyi silah deposuna çevirmek, sadece ikiyüzlülük değil, insanlık onuruna indirilmiş bir darbedir" değerlendirmesini yaptı. Kendi elinde nükleer silah bulundurup başkasının savunmasını tehdit olarak niteleyenleri, "barışın değil, sömürünün muhafızı" olarak tanımladı.

İl Başkanı Adıgözel, Ortadoğu'da huzurun dışarıdan ihraç edilen sahte demokrasilerle değil, bölgenin kendi iradesine vurulan prangaların sökülmesiyle geleceğini dile getirdi. Hukukun sadece zayıflara işletildiği bir sistemin medeniyet değil, modern bir barbarlık olduğunu kaydetti.

Coğrafyanın Kaderi Toprağın Çocuklarında

"Zulüm, abad olmak için değil, berbat olmak için yükselir" diyen Adıgözel, "Başkasının bahçesini ateşe verenler, o yangının dumanından sonsuza dek kaçamazlar" görüşünü paylaştı. Adıgözel, bu coğrafyanın kendisine biçilen kan gölü kefenini elbet yırtacağını belirterek, bölgenin kaderinin okyanus ötesi masalarda değil, bu toprağın çocuklarının elinde şekillenmesi gerektiğini vurguladı.

Konuşmasında tarihsel bir perspektif de sunan Adıgözel, yirminci yüzyıl ortalarında Batı ve İsrail karşıtı direncin Pan-Arabizm ile başladığını, günümüzde ise direnç mekanizmalarının askeri olduğu kadar ekonomik bir boyut da kazandığını ifade etti.

İzmir Seferihisar'da Butik Otelde Yangın Faciası: 1 Ölü, 1 Yaralı
İzmir Seferihisar'da Butik Otelde Yangın Faciası: 1 Ölü, 1 Yaralı
İçeriği Görüntüle

Yerli Savunma Sanayinin Kökleri

Adıgözel, "Tarih göstermiştir ki; bir coğrafyada huzur, dışarıdan getirilen demokrasi paketleri ile değil, o coğrafyanın kendi iç dengeleriyle kurulur" dedi. Batı'nın bölgedeki varlığını çoğu zaman çözümsüzlüğü bir çözüm olarak dayatmaktan ibaret olarak nitelendirdi.

Sonuç olarak yerli savunma sanayisinin Türkiye için stratejik bir kazanım olduğunu belirten Adıgözel, bu fikrin tarihsel köklerinin 1970'li yıllarda merhum Necmettin Erbakan'ın öncülüğünde atılan "milli sanayi" adımlarına dayandığını kaydetti. Adıgözel, Erbakan'ı rahmet ve şükranla anarak, onun Türkiye'nin siyasi tarihinde derin izler bırakan, ilham veren bir lider olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak: Süleyman Adıgözel