Şehrin merkezi blok olarak daha yaşlı ve nispeten stabil kayalardan oluşsa da, il sınırları tamamen risksiz bir bölge anlamına gelmemektedir. Aksine, Yozgat coğrafyası çok büyük mega fayların doğrudan üzerinde olmasa dahi, yıkıcı etki yaratabilecek ikincil sismik kaynaklar barındırmakta ve komşu illerdeki mega depremlerin şiddetli sarsıntı dalgalarından etkilenebilecek bir pozisyonda durmaktadır.
Bölgeyi Etkileyen Çevre Kırıklar ve Yerel Faylar
Yozgat'ın depremselliğini incelerken sadece kentin içinden geçen değil, hemen sınırında yer alan sismik kuşakları da hesaba katmak elzemdir. İlin kuzeyi, dünyanın en tehlikeli faylarından biri olan Kuzey Anadolu Fayı'na nispeten yakın bir konumdadır. Bununla birlikte, asıl dikkat edilmesi gereken yerel sismik kaynaklar kentin güney ve doğu kesimlerinde gizlidir. Özellikle Orta Anadolu Fay Sistemi'ne bağlı olan ve Kırşehir üzerinden gelerek bölgeyi etkileyen kırıklar mevcuttur. Delice-Kozaklı Fay Zonu gibi bölgesel faylar, zaman zaman Yozgat ve çevresinde hissedilir, orta şiddette sarsıntılar üretebilecek kapasiteye sahip sismik enerji biriktirme potansiyeli taşırlar.

Akdağmadeni, Sorgun ve Zemin Yapısının Önemi
MTA'nın yayınladığı diri fay haritaları detaylı incelendiğinde, Yozgat'ta özellikle Akdağmadeni ve Sorgun gibi doğu ilçelerinde irili ufaklı fay parçalarının (segmentlerin) bulunduğu görülmektedir. Bu ilçelerdeki yerel kırıklar, 5.0 ile 6.0 büyüklüğü arasında depremler üretebilecek niteliktedir. Üstelik depremin yıkıcılığını belirleyen tek şey fayın büyüklüğü değildir; binaların oturduğu zeminin karakteristiği de hayati önem taşır. Yozgat'ın bazı vadilerinde ve alüvyon dolgulu düzlüklerinde yer alan gevşek zeminler, uzak bir bölgede (örneğin Tokat veya Çorum'da) meydana gelecek şiddetli bir depremin dalgalarını büyüterek binalara iletme riski barındırır. Bu sebeple "bize bir şey olmaz" rehavetine kapılmadan, zemin etütlerinin eksiksiz yapıldığı sağlam mühendislik projelerine ağırlık verilmesi şarttır.



