Yozgat'ın genelinde hissedilen o göç dalgası, bazı bölgelerde yaşamı adeta bir rölantiye almış. Harman zamanı tarlalarda yankılanan hareketlilik, kışın yerini bacalarından cılız dumanlar tüten, kapıları kardan kapanmış evlerin durgunluğuna bırakıyor. Metropollerin ışıltılı hayatına kapılıp giden gençlerin ardından, buralarda genellikle anılarla yaşayan, geçmişin kalabalık bayram sabahlarını özlemle anan yaşlı bir nüfus kalıyor. Kahvehanelerde konuşulanlar hep aynı; kimin nereye yerleştiği, hangi çocuğun gurbette ne iş yaptığı. Bu sohbetler, bölgenin en büyük sosyolojik gerçeğinin altını çiziyor.
Çandır: Sadece 4 Bin 360 Kişilik Bir Aile
TÜİK'in yüzümüze çarptığı o çarpıcı tabloya baktığımızda, ilin en sakin durağı karşımıza çıkıyor. Yozgat'ın en az nüfuslu ilçesi ünvanını taşıyan Çandır, toplamda sadece 4 bin 360 kişiye ev sahipliği yapıyor. Birçok büyükşehirdeki tek bir mahallenin bile onda biri etmeyen bu sayı, aslında birbirine sıkı sıkıya kenetlenmiş koca bir aileyi temsil ediyor. Burada kaybolmak mümkün değil; herkes herkesin arabasını, yürüyüşünü, hatta kapıyı çalış şeklini bile ezbere biliyor.
Sokakların Fısıldadığı Gerçekler
Böyle küçük bir ilçede yaşamanın getirdiği o tarifsiz güven duygusunu İstanbul'da ya da Ankara'da bulamazsınız. Kapınızı kilitlemeden komşuya geçebildiğiniz, çocukların sokakta hava kararana kadar korkusuzca oynayabildiği o manzaralar Çandır'da hala çok canlı. Ancak bu masalsı huzurun bir de bedeli var. Hastalandığınızda tam donanımlı bir hastaneye ulaşmak ya da evinize farklı bir eşya almak istediğinizde yollara düşmek zorundasınız. Esnafın yüzündeki o hüzünlü tebessüm, daralan pazarın ve alım gücünün en net yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
Göçün Durdurulamayan Rüzgarı
Yine de bu topraklara tutunmak bayağı bir gönül bağı istiyor. Tarım ve hayvancılıkla geçinmeye çalışan bölge halkı, toprağın bereketine inanarak direnmeye devam ediyor. Nüfus azaldıkça bağlar kuvvetleniyor, dertler ortaklaşıyor. Belki caddelerinde trafik lambası yok, belki büyük neon tabelalar yanmıyor ama burada metropollerin o soğuk yalnızlığına inat, sıcacık ve sahici bir insan hikayesi yazılmaya devam ediyor.


