İnsanlar bir yere yetişme telaşı içindeyken, trafikte kaybedilen dakikalar yüzünden günlük planlar sık sık aksıyor. Fakat kentin bu yorucu kargaşasına tamamen yabancı, ulaşımın hiçbir zaman sorun olmadığı farklı bir köşe bulunuyor.
Saraykent Sokaklarında Park Yeri Kavgası Yok
Yozgat'ın o giderek kalabalıklaşan ana bulvarlarından Saraykent'e doğru saptığınızda, manzara bir anda değişiyor. Burada araba kullanmak bir stres kaynağı değil. Merkezdeki o sürekli dur-kalk yapmaktan ısınan debriyajlar, daracık sokaklarda iki aracın yan yana geçememesi gibi dertler bu ilçenin sınırlarından içeri giremiyor. Gündelik işlerini halletmek için yola düşen vatandaşlar, geniş ve sakin yolların tadını çıkararak gidecekleri yere tam zamanında varıyorlar.
Direksiyon Başında Hissedilen Özgürlük
Metropolleşme yolundaki şehirlerde insanlar evden çıkmadan önce mutlaka trafik durumunu kontrol etme ihtiyacı duyar. Saraykent’te yaşayan birinin ise böyle bir alışkanlığı yok. Sabah çocuğunu okula bırakan bir veli, yolda arkasından sıkıştıran aceleci şoförlerle muhatap olmuyor. Yolların boş olması, yaya güvenliğini de inanılmaz derecede artırıyor. Yaşlılar caddenin karşısına geçerken panik yapmıyor, çocuklar okul yollarında çok daha güvende yürüyor. Bu durum, toplumun genelindeki o gerginliği adeta bir sünger gibi emip yok ediyor.
Zamanın Size Kaldığı Bir Yaşam Tarzı
Bir ilçede trafiğin akıcı olması, aslında gün içinde insanlara hediye edilmiş fazladan saatler anlamına geliyor. Yollarda heba olmayan o kıymetli zaman; aileye, dostlara veya bir kahvehane köşesinde içilen yorgunluk çayına ayrılıyor. Motor homurtularının yerini tanıdık selamlaşmaların aldığı bu sokaklarda, herkes birbirinin alanına saygı duyuyor. Büyük şehirlerin o insanı yutan hızından kaçmak isteyenler için buradaki o ağırbaşlı ve sakin ulaşım düzeni, gerçek anlamda paha biçilemez bir lüks sunuyor.



