Yumaklı, Türkiye'nin 2025 su yılında son 52 yılın en kurak dönemini yaşadığını söyledi. 2026 su yılında yağışların uzun yıllar ortalamasının yaklaşık yüzde 30 üzerinde seyrettiğini ve aktif baraj doluluk oranının yüzde 72'ye yükseldiğini aktaran Yumaklı, bazı bölgelerde taşkın ve seller yaşandığına dikkat çekti.
Kuraklık ve taşkın birlikte yönetilecek
Havzaların bir bütün olarak değerlendirileceğini vurgulayan Yumaklı, şunları söyledi:
"Kuraklığı da taşkını da birlikte yöneteceğiz. Çünkü bizim anlayışımız net. Hedefimiz günü kurtarmak değil, geleceği planlamaktır."
Ulusal Su Kurulu olarak bugüne kadar toplam 37 karar aldıklarını belirten Yumaklı, bu kararların 27'sinin hayata geçtiğini, 10 karara ilişkin çalışmaların ise ilgili kurumların katkılarıyla sürdüğünü kaydetti.
Su Kanunu Taslağı'na ilişkin teknik hazırlıkların tamamlandığını ve taslağın görüşe açıldığını ifade eden Yumaklı, 2 binin üzerinde görüş geldiğini ve tamamının değerlendirildiğini bildirdi.
Su verimliliğinde dijital dönem
Su Verimliliği Seferberliği kapsamında hukuki altyapının oluşturulduğunu dile getiren Yumaklı, Su Verimliliği Bilgi Sistemi'nin hizmete alındığını açıkladı. Kısa sürede kullanıcı sayısının 6 bini aştığını aktaran Yumaklı, 120 binin üzerinde belgelendirme başvurusu beklediklerini ifade etti. Sistem sayesinde suyun nasıl kullanıldığının takip edileceğini, verimlilik uygulamalarının izleneceğini ve su verimliliği belgelerine ilişkin işlemlerin dijital ortamda yürütüleceğini söyledi.
2030'a kadar bütün havzalarda su ayak izi
Su ayak izi ve sanal su konusunun önemine işaret eden Yumaklı, bir ürünün gerçek maliyeti değerlendirilirken üretim sırasında ne kadar su kullanıldığına da bakılması gerektiğini belirtti. Bugüne kadar 8 havzada çalışmaların tamamlandığını hatırlatan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı:

"2030 yılına kadar bütün havzalarımızda bu çalışmaları bitirmiş olacağız. Böylece suyu yalnızca tüketilen bir kaynak olarak değil, üretimden ticarete kadar bütün ekonomik süreçlerin bir parçası olarak değerlendireceğiz."
Atıksuyun yeniden kullanımına değinen Yumaklı, doğru şekilde arıtıldığında atıksuyun yeniden kullanılabilecek önemli bir kaynak olduğunu ifade etti. Önümüzdeki dönemde mevcut arıtma tesislerinin iyileştirilmesi, ileri arıtma yatırımlarının yapılması ve arıtılmış suyun yeniden kullanımının yaygınlaştırılmasının öncelikleri arasında olacağını kaydetti.
Taşkın riski bulunan 196 yerleşim yerinde 482 tedbir
Taşkın yönetimine ilişkin bilgi veren Yumaklı, 25 nehir havzasında Avrupa Birliği Taşkın Direktifi'ne uyumlu Taşkın Yönetim Planları'nın tamamlandığını açıkladı. 30 binin üzerinde taşkın haritası ve tahliye planı hazırlandığını belirten Yumaklı, Antalya Havzası Taşkın Yönetim Planı'nın da güncellendiğini söyledi.
2016 yılında 7 yerleşim alanında 44 tedbir belirlendiğini anımsatan Yumaklı, güncel çalışmada taşkın riski bulunan 196 yerleşim yerinde 482 tedbir belirlendiğini vurguladı. Bu rakamların iklim değişikliğiyle birlikte risklerin büyüdüğünü gösterdiğini ifade eden Yumaklı, afet olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden gören ve tedbirini önceden alan bir Türkiye hedeflediklerini dile getirdi.
Yumaklı ayrıca Türkiye'nin COP31 hazırlıklarının sürdüğünü belirtti. Türkiye'nin 25 nehir havzasının 5'inin sınır aşan havzalardan oluştuğunu kaydeden Bakan, değişen iklim şartlarının su yönetiminde ülkeler arası iş birliğini daha önemli hale getirdiğini sözlerine ekledi.





