Şanal, bilerek ya da bilmeyerek atılan yanlış adımların yalnızca ekonomiyi değil, toplumun sosyolojik dokusunu da derinden yaraladığını vurguladı.
Köy Yaşamı Bitiyor
Kırsal nüfusun hızla yaşlandığını ve köylerin boşaldığını belirten Hakan Şanal, taşımalı eğitim ve büyükşehir yasası gibi uygulamaların bu gidişatı hızlandırdığını dile getirdi: “Köy okullarının kapatılması, 12 yıllık mecburi eğitim ve Büyükşehir Yasası ile kırsal nüfus köklerinden koparıldı. Bugün köylerimiz, üretmeyen, yumurtayı ve yoğurdu dahi marketten alan yaşlı nüfusun ya da haftadan haftaya gelen zenginlerin villa diktiği tatil beldelerine dönüştü.” dedi.

Çiftçi Toprağını Satıyor
Geçmişte iki inekle düğün yapan, çocuk okutan küçük aile işletmelerinin bugün tamamen yok olma noktasına geldiğine dikkat çeken Sorgun İlçe Başkan Yardımcısı Hakan Şanal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Toprak Satışları Alarm Veriyor: Köylerde inanılmaz boyutlara ulaşan toprak satışları halen devam ediyor. Çiftçi toprağını satıp kente göç etmek zorunda kalıyor. Sermayeye Teslim Edilen Tarım: Tarımsal üretim ve hayvancılık, binlerce baş hayvana ve dönüme sahip holdinglerin eline geçti. Bir kişi devasa paralar kazanırken, yüzlerce üretici aile işsiz ve ekmeksiz kaldı. Esnaf da Mağdur: Eskiden çiftçinin hasat zamanını iple çeken ve harman dönemi bayram eden şehir esnafı, artık siftah yapmakta zorlanıyor."
Vicdansız Bir Kesim Türedi
Ürettiği ürün değer bulmadığı için toprağına küsen çiftçinin adım adım köyünü terk ettiğini belirten BBP Sorgun İlçe Başkan Yardımcısı Hakan Şanal, toplumda oluşan olumsuz algıya da tepki gösterdi: “Son yıllarda ne yazık ki köylünün bindiği traktöre, giydiği kıyafete, yediği yemeğe dahi laf eden, çiftçimizi hakir gören vicdansız bir kesim türedi. Kimse unutmasın ki; sabah kahvaltımızdan akşam soframıza kadar yediğimiz her bir lokmada, o hor görülen köylünün ve çiftçinin nasırlı elleri, alın teri ve emeği var.” dedi. Tarım politikalarının vakit kaybetmeksizin millî ve üretici odaklı bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini ifade eden Şanal, küçük aile işletmelerinin ve yerel üreticinin desteklenmediği bir gelecekte gıda güvenliğinin sağlanamayacağının altını çizdi.

