Bilirkişiliğin özünde saygın ve yol gösterici bir uzmanlık alanı olması gerektiğini vurgulayan Mahmut Şahin, mevcut tablonun bu idealden çok uzaklaştığını aktardı. Şahin,

"Bilirkişilik deyince akla gelen ilk şey ağır bir abi, yani bu işi bilen, sözü dinlenir ve size yol gösterecek kişi anlamına geliyor. Fakat şu geldiğimiz süreçte görüyoruz ki bilirkişilik bir sektör haline gelmiş. İşin içinde sen ben bizim oğlan ahbap çavuş ilişkisi öne çıkmaya başlamış"

dedi.

İşinin hakkını veren bilirkişilerin varlığını inkar etmediklerini ancak sayılarının parmakla gösterilecek kadar az olduğunu vurgulayan Şahin, asıl sorunun kısa süreli eğitimlerle bilirkişi olunabilmesinde yattığını ifade etti.

"48 Saatlik Eğitimle Verilen Raporlar Hukuka Saygısızlık"

Bir hakimin en az dört yıllık yoğun bir eğitim ve uzun süreli bir mesleki tecrübe sonrası karar verdiğine dikkat çeken Mahmut Şahin, sistemdeki çarpıklığı şu sözlerle eleştirdi:

"48 saatlik bir eğitimle hakimlerin vereceği kararı belirleyen bir bilirkişiye dönüşmüş bu yapı. Bu hem hukuk fakültelerine, hem hakimin mesleğine ve bilirkişi unvanına saygısızlıktır."

Şahin, Yargıtay'ın bazı dosyaları bilirkişiye gönderilmediği için bozmasının, tüm dosyaların bilirkişiye gitmesi gibi bir zorunluluk doğurmaması gerektiğinin de altını çizdi.

Somut Men Kararları ve Caydırıcı Cezalar

Kayseri Bilirkişilik Bölge Kurulu'nun verdiği çarpıcı bir karara değinen Tüketiciler Birliği Genel Başkanı, bazı raporların hatalı olmanın ötesinde, adeta bir tarafı korumak maksatlı yazıldığına dair tespitlerinin bulunduğunu belirtti. Şahin,

"Sanki birini korumak maksatlı yazılmış raporlar gördük. Bu dediğimizi Bilirkişilik Bölge Kurulu da onayladı ve aralarında doktorların da bulunduğu 3 bilirkişinin süresiz olarak listeden çıkarılmasına ve bilirkişilik yapmaktan men edilmesine karar verdi"

diye aktardı.

Bu olayın, "nasıl olsa bir şey olmaz" mantığının yanlışlığını gösteren somut bir örnek olduğuna işaret eden Şahin, Tüketiciler Birliği olarak hatalı raporları takip etmeye ve şikayet mekanizmalarını işletmeye devam edeceklerini vurguladı.

5 Milyar TL'lik Devasa Pazar ve "Herkes Memnun" Paradoksu

Yıllık 5 milyar TL'lik ödemenin yapıldığı bilirkişilik sisteminde bir paradoksa dikkat çeken Mahmut Şahin, memur olmayan tek tarafın tüketici olduğunu savundu. Sistemin işleyişindeki çarpıklığı şu sözlerle anlattı:

"Bilirkişiler memnun para kazanıyor, devlet memnun vergisini alıyor, hakimler memnun iş yükleri azalıyor. Ancak olan her zamanki gibi vatandaşa oluyor. Üstelik bilirkişiler paranın azlığından şikayet edip zam için ayak diriyor. Hakim de göndermek zorunda hissediyor ve bu kısır döngü sürüp gidiyor."

"Devlet Memurları Kendi İşini Bırakıp Bilirkişilik Peşinde"

En dikkat çeken eleştirilerden biri de kamu çalışanlarının durumuna yönelikti. Mahmut Şahin, bilirkişilik işlemlerinin büyük kısmının gündüz saatlerinde yapıldığını ancak devlet memurlarının kendi görevlerini aksatarak bu işe yöneldiğini belirtti.

"Yarıdan fazlası bilirkişilerin devlet memuru. Kendi işini gücünü bırakıp bilirkişilik yapıyor. Lazım olduğunda gittiğinizde 'dışarıda keşifte' deniyor. Oysa bilirkişilik veren makamın 'sen memursun, ne zaman izinliysen o zaman vereyim' demesi gerekir. Bu dağıtım sistemi adaletli bir şekilde belirlenmeli"

şeklinde konuştu.

Mahmut Şahin, Tüketiciler Birliği olarak adil ve düzgün rapor yazmayan bilirkişilere net bir uyarıda bulunarak, "Peşinizdeyiz, raporlarınızı takip edip sizi bölge kurullarına şikayet edeceğiz. 'Bilirkişi oldum, artık önemli değil' diyemeyeceksiniz" ifadelerini kullandı.

Kaynak: İHA