Enerji piyasalarındaki dalgalanmaların ve Batı Asya merkezli jeopolitik gerilimlerin faturası raporun ana omurgasını oluşturuyor. Rapora göre yılın ikinci yarısıyla birlikte en zorlu viraj geride kalabilir.

BÜYÜME VE ENFLASYON HEDEFLERİNDE YENİ ROTA

Rapordaki en belirgin değişiklikler temel makro veriler üzerinde yapıldı. Kurum daha önce 2026 yılı için yüzde 4,4 olarak açıkladığı büyüme öngörüsünü, bölgesel risklerin baskısıyla yüzde 3 seviyesine çekti. Büyümedeki bu yavaşlama eğilimine enflasyon ve faiz cephesindeki yukarı yönlü revizyonlar eşlik etti. Yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 24 bandından yüzde 29'a yükseltildi. Merkez Bankası politika faizi için belirlenen yeni hedef ise yüzde 30 yerine yüzde 35 olarak güncellendi. Bütçe dengelerinde de bozulma bekleniyor. Milli gelire oranla bütçe açığı yüzde 3,5'ten yüzde 4'e tırmandı. Cari açık beklentisi de yüzde 1,8'den yüzde 2,8 noktasına revize edildi. Yakıt destekleri ve eşel mobil uygulamalarının vatandaşı koruduğu ancak bütçe üzerinde ciddi bir ağırlık yarattığı kaydedildi.

Tl 111

PETROL FİYATLARININ EKONOMİYE FATURASI

Uluslararası piyasalarda Brent petrolün varil fiyatında yaşanan her 10 dolarlık sıçrama, Türkiye'deki tüketici enflasyonunu 1,2 puan yukarı itiyor. Aynı oran cari açık tarafına yaklaşık 6 milyar dolar ilave maliyet getiriyor. ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesin piyasalardaki riskleri hafiflettiği belirtildi. Yılın ikinci yarısında petrolün 72 dolar, yıllık ortalama döviz sepetinin ise 51,4 seviyesinde dengelenmesi halinde cari açığın 48 milyar dolar olacağı hesaplandı. Bu senaryoda enflasyon yüzde 29 olarak bekleniyor. Petrolün 60 dolara, sepetin 49'a inmesi enflasyonu yüzde 26'ya çekebilir. Reel değerlenmenin yüzde 2,5 olması durumunda ise cari açık 40,8 milyar dolara geriliyor. Kötü senaryoda ise 85 dolarlık petrol ve 54 seviyesindeki kur sepeti, enflasyonu yüzde 32,3'e fırlatıyor. Bu tabloda yüzde 7,5'lik reel değerlenmeyle cari açığın 60,3 milyar dolara ulaşacağı ifade edildi.

ASGARİ ÜCRET VE 2027 BEKLENTİLERİ

Maaş zamlarının enflasyon üzerindeki etkileri analizin en can alıcı noktalarından birini oluşturdu. Döviz kurlarında yaşanacak yüzde 10'luk bir hareket, tüketici enflasyonuna 3,5 puanlık doğrudan bir etki yapıyor. Asgari ücrete yapılacak yüzde 10'luk bir zammın faturası ise enflasyonda 3 puanlık artış şeklinde hesaplandı. Çekirdek enflasyon eğiliminin 2025 ve 2026'nın ilk yarısında yüzde 30 dolaylarında katılık gösterdiği belirtildi. Dört çeyrek devam edecek 1 puanlık negatif üretim açığı, enflasyonu sadece 0,5 puan geriletebiliyor. 2026 sonunda asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki farkın yüzde 35'i bulması öngörülüyor.

Kaynak: Haber Merkezi