Haftalık izinler yıllık izinden düşer mi, hafta sonları yıllık izinden sayılır mı, resmi tatiller izne dahil edilir mi? İşte konuya dair tüm merak edilen o soruların yanıtları ve Yargıtay kararının ayrıntıları...

Çalışma hayatında en çok araştırılan başlıkların zirvesinde işçilerin dinlenme ve yıllık ücretli izin hakları bulunuyor. Birçok çalışan, büyük bir heyecanla hak ettiği izin süresini kullanırken araya giren cumartesi ve pazar günlerinin ya da ulusal bayramların bu süreden haksız yere düşülüp düşülmediğini merakla araştırıyor. İşverenler de kendi insan kaynakları süreçlerini yönetirken hatalı bir işlem yapmamak ve olası davalardan kaçınmak için yasal düzenlemeleri yakından takip ediyor. Yıllık izin hesaplaması nasıl yapılır, yıllık izinden hangi günler düşmez ve hafta sonu izne dahil mi gibi sorgular arama motorlarında sürekli üst sıralarda yer alıyor. Yargıtay'ın son verdiği emsal karar ise yıllardır süregelen bu tartışmalara son noktayı koydu. Yeni uygulama ile birlikte çalışanların fiilen kullandığı izin günleri artıyor. Peki, iş hukukunda dengeleri değiştiren bu kararın detaylarında neler var?

HAFTALIK İZİNLER YILLIK İZİNDEN DÜŞER Mİ?

Yıllık izin kullanırken araya giren dinlenme günlerinin hesaba katılıp katılmayacağı konusu, Yargıtay’ın verdiği son emsal kararla tamamen netleşti. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 56/5 maddesini işaret eden yüksek mahkeme, çalışanların yüzünü güldürecek ve hakkını koruyacak çok net bir karara imza attı. İlgili kanuna göre yıllık ücretli izin günlerini hesaplarken, o süreye denk gelen hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri yıllık izin süresinden sayılamıyor. Yargıtay da bu açık kanun hükmünü baz alarak, uygulamada yaşanan keyfi yorumların önüne geçti ve hafta sonlarının izinden düşülemeyeceğini kesin bir dille hükme bağladı. Böylece izin günleri arasına giren resmi ve haftalık tatiller, çalışanın anayasal hakkı olan yıllık izninden asla eksilmiyor.

Kamuu (1)

HAFTA SONLARI YILLIK İZİNDEN SAYILIR MI YARGITAY KARARI NEDİR?

Yüksek mahkemenin önüne gelen davada yaşananlar, aslında binlerce çalışanın iş yerinde karşılaştığı ve mağdur olduğu klasik bir durumu özetliyor. Dava dosyasına yansıyan bilgilere göre, bir işçinin toplam 28 günlük yıllık ücretli izin hakkı bulunuyordu ve işveren bu sürenin tamamını işçiye kullandırdığını iddia ederek dosyayı savundu. Ancak mahkemenin yaptığı detaylı bilirkişi incelemesinde, bu izin tarihleri arasına denk gelen tam 4 günlük hafta tatili olduğu ortaya çıktı. Yargıtay, bu 4 günlük dinlenme süresinin yıllık izinden sayılamayacağına karar verdi. Çıkan karara göre işçi aslında 24 gün izin kullandı ve içeride hala kullanabileceği 4 günlük bakiye izin hakkı duruyor. Mahkeme ayrıca, haftada altı gün çalışılan iş yerlerinde dahi her hafta için bir günlük hafta tatilinin ayrıca değerlendirilmesi ve izinden düşülmemesi gerektiğini de özel olarak vurguladı.

YILLIK İZİN HESAPLAMA DAVALARINDA İSPAT YÜKÜ KİMDE?

İşçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda en kritik ve zorlayıcı konulardan biri de kimin haklı olduğunu belgelerle kanıtlama zorunluluğu olarak öne çıkıyor. Yargıtay kararı bu konuya da kesin bir açıklık getirdi ve hukuki süreçlerde ispat yükünün tamamen işverenin omuzlarında olduğunu belirtti. Yani bir çalışan mahkemeye başvurup "ben yıllık iznimi tam kullanmadım" dediğinde, işveren o iznin tam ve yasalara uygun olarak kullandırıldığını veya parasının ödendiğini resmi evraklarla kanıtlamak zorunda kalıyor. Bu nedenle şirketlerin insan kaynakları departmanlarının izin formlarını, ıslak imzalı talep belgelerini ve bordro kayıtlarını son derece titiz tutması gerekiyor. Aksi bir durumda işverenler, eksik izin kullandırdıkları gerekçesiyle ağır tazminat yükümlülükleriyle yüzleşme riski taşıyor. Yargıtay'ın bu emsal niteliğindeki adımı sayesinde çalışanların yasal dinlenme hakları güçlü bir şekilde güvence altına alınırken, işverenler için de çok daha şeffaf ve net bir hukuki uygulama standardı oluştu.