Dr. Esen, vücudun su dengesinin bozulmasıyla birlikte kanın yoğunlaştığını ve dolaşımın yavaşladığını belirtti. Bu durumun organların oksijenlenmesini azaltarak kalp krizi ve akut böbrek hasarı riskini artırdığını vurguladı.

"Sadece su değil, hayati mineraller de kayboluyor"

Terlemeyle birlikte sodyum ve potasyum gibi elektrolitlerin de vücuttan atıldığını ifade eden Esen, bu mineral kaybının çarpıntı, tansiyon düşüklüğü ve bayılma gibi sonuçlara yol açabileceğini söyledi.

"Terleme ile birlikte sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineraller de kaybediliyor. Bu durum tansiyon düşüklüğü, ritim bozukluğu, bayılma ve hatta kalp krizine kadar uzanan sonuçlar doğurabiliyor. Aynı zamanda böbreklerin kanlanması azaldığı için akut böbrek hasarı gelişme riski de artıyor" dedi.

Risk grubundakiler için kritik uyarılar

65 yaş ve üzerindeki bireyler, çocuklar, hamileler, diyabet, hipertansiyon, kalp ve böbrek hastaları ile açık alanda çalışanların sıcak havalardan çok daha fazla etkilendiğini belirten Esen, şu önlemleri sıraladı:

  • Günde en az 2,5-3 litre su tüketilmeli, susama hissi beklenmemeli.
  • Güneşin en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamalı.
  • Açık renkli, pamuklu ve nefes alan kıyafetler tercih edilmeli.
  • Kronik hastalığı olanlar ve yaşlılar sıvı alımlarını yakından takip etmeli.

Bu belirtiler varsa zaman kaybedilmemeli

Dr. Esen, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, çarpıntı, kas krampları, bulantı ve idrar miktarında belirgin azalma gibi belirtilerin vücudun alarm verdiğinin göstergesi olduğunu söyledi. Bu şikayetlerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.

"Her yaz binlerce kişi, önlenebilir sebeplerden sıcak havanın olumsuz etkilerine maruz kalıyor. Oysa doğru önlemlerle bu risklerin büyük bölümü engellenebilir. Yazın en büyük tehlikesi sıcak hava değil; sıcak havayı ciddiye almamaktır" diye konuştu.

Kaynak: İHA