Demircialan köyünün dağlık arazisinde, günün ilk ışıklarıyla başlayan mesai, 24 saat süren bir nöbete dönüşüyor. İşçiler, topladıkları meşe odunlarını özenle keserek 'torluk' adı verilen piramit şeklindeki ocaklara diziyor. Üzeri toprak ve çalı çırpıyla örtülen bu ocaklar, günlerce süren bir yanma sürecinin ardından meşe kömürüne dönüşüyor.
Ocakların başında duman nöbeti, çadırda yaşam mücadelesi
Üretim alanının hemen yanında kurulan çadırlarda yaşam mücadelesi veren ailelerde tam bir görev paylaşımı hâkim. Erkekler ormandan odun kesimi, taşınması ve ocakların başında tutulan uzun duman nöbetiyle ilgilenirken, yaşam alanının tüm yükü kadınların omuzlarında. Kadınlar, güneşin altında kendi imkanlarıyla kurdukları toprak tandırların başında, her gün aileleri için taze ekmek pişiriyor.

Meşe odununun yoğun dumanına karışan tandır ekmeği kokusu, bu ağır çalışma koşulları altında kurulan mütevazı hayatın en belirgin simgesi haline geliyor. Bölgede konaklayan ve tamamı akraba olan 8 aile, mevsimlik işçiliğin tüm zorluklarını birlikte göğüslüyor.
15-16 senedir bu işi yapıyoruz. Meslek olmayınca mecburen bu işi yapıyoruz. Bazen kar bazen zarar oluyor. Kazancı belli olmuyor.
"Herkes ailesiyle, çocuğuyla burada"
Mardin'den yola çıkarak kilometrelerce yol kat eden işçilerden Hüseyin Vuran, mart ayında başlayan zorlu serüveni anlattı. Meşe kömürü üretiminin inceliklerine değinen Vuran, "Kesim yapıyoruz, kömür yapıyoruz. Sahadan kesiyoruz, ocağa çekiyoruz, topraklıyoruz. Sönünce çıkartıyoruz. Zorluğu çoktur" dedi. İşin mevsimlik yapısına ve belirsizliğine dikkat çeken Vuran, her ailenin çocuklarıyla birlikte bölgeye geldiğini ve hepsinin akraba olduğunu belirtti.

Yaz aylarında hava sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıktığı bölgede, ocaklardan yayılan ısı ve is, çalışma şartlarını daha da ağırlaştırıyor. Buna rağmen işçiler, Türkiye'nin dört bir yanına gönderilen kaliteli meşe kömürünü üretmek için gece gündüz ter döküyor. Doğayla ve zamanla yarışan işçilerin bu emeği, mangal sezonunun en yoğun olduğu aylarda, şehirlerdeki sofralara uzanıyor.

Çadır mahallede yaşam, basit ama dayanışma içinde sürüyor. Tarlada biter bitmez başlayan bu zorlu süreç, sonbahara kadar devam edecek. İşçiler, sezonu tamamlayıp memleketlerine dönmenin hayaliyle her sabah güneş doğmadan kalkıp aynı ateşe doğru yürüyor.




