Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken basın mensuplarının karşısına geçen Kılıç, anlaşmanın kapsamının genişletilmesi gerektiğini vurguladı. Anlaşmanın bölgesel denge açısından taşıdığı öneme işaret eden Kılıç, mevcut haliyle sınırlı kalmasının riskler barındırdığını ifade etti.
"D-8 ülkelerinin tamamı katılmalı"
Kılıç, Mekke Anlaşması'nın geleceğine yönelik net bir çerçeve çizdi. Anlaşmanın İsrail'i İran tehdidinden koruyacak bir niteliğe bürünmesine karşı olduklarını belirten Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye, Mekke Anlaşması'na sadık kalacaksa, anlaşmanın, İsrail'i İran tehdidinden koruyacak bir hüviyete bürünmesine mani olmalıdır. Mekke Anlaşması yaşayacaksa bu anlaşmaya Mısır ve İran başta olmak üzere D-8 ülkelerinin tamamının katılımı sağlanmalıdır."
Kılıç, bu yaklaşımın anlaşmanın meşruiyetini artıracağını ve bölgesel sahiplenmeyi güçlendireceğini savundu. Anlaşmanın dar bir çerçevede kalmaması gerektiğinin altını çizdi.
Çerçeve yasa ve referandum vurgusu
Terörsüz Türkiye süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasaya da değinen Kılıç, partisinin bu düzenlemeye evet oyu vermediğini hatırlattı. Sürecin toplumsal mutabakatla ilerlemesi gerektiğini belirten Kılıç, şunları kaydetti:
"Sürecin her aşamasının, referandum yoluyla şehit ailelerine, gazilerimize ve topyekun aziz milletimize danışılması gerektiğine bir kez daha dikkat çekiyoruz."
Kılıç, bu tür kritik kararların yalnızca Meclis çatısı altında değil, milletin doğrudan iradesiyle şekillenmesi gerektiğini ifade etti. Referandum çağrısını yineleyen Kılıç, şehit aileleri ve gazilerin sürecin dışında bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Alihan Kuriş soruşturmasına ilişkin değerlendirme
Suç örgütü yöneticiliği iddiasıyla tutuklanan Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soru üzerine Kılıç, din istismarına karşı net bir tutum sergiledi. İslam'ın kutsallarını ve mukaddes değerlerini istismar ederek politik ve ekonomik güce ulaşılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
Türkiye'nin geçmişte din istismarı nedeniyle büyük travmalar yaşadığını dile getiren Kılıç, 17/25 Aralık süreci, Gezi olayları ve 15 Temmuz darbe girişimini hatırlattı. Bu tür yapıların Anayasa çerçevesinde kalması gerektiğini vurgulayan Kılıç, şu değerlendirmede bulundu:
"Adı, amacı ne olursa olsun tüm yapıların Anayasa çerçevesinde kalması, şeffaflık içinde yönetilmesi, kapılarını da kasalarını da devlete açık hale getirmesi bir mecburiyettir. Bu noktada yürütülen soruşturmaların da hukukun sınırları içinde kalması beklentimizdir."
Kılıç, yürütülen soruşturmalarda hukuki sınırların korunmasının önemine dikkat çekerek, sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.





