Sonbaharda sıcaklık düşüp yağışlar arttıkça ev içindeki nem de yükseliyor. Su buharıyla dolu ılık hava soğuk cama ya da dış duvara değdiği anda damlacığa dönüşüyor; halk arasında "terleme" denen bu durum, önlem alınmazsa pervazlarda ve köşelerde küfe dönüşüyor.

PENCEREYİ ARALIK DEĞİL, TAM AÇIN
Uzmanlar, evdeki nemli havayı dışarı atmak için kısa ama tam havalandırmanın yeterli olduğunu söylüyor. Pencereleri sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez 5-10 dakika sonuna kadar açmak, içerideki havayı kısa sürede yeniler; duvarlar ve eşyalar ise ısısını kaybetmez. Pencereyi saatlerce aralık bırakmak ise evi soğutup enerji kaybına yol açıyor.

Evin karşılıklı iki cephesindeki pencereleri aynı anda açarak cereyan oluşturmak, ağırlaşan havanın çok daha hızlı dışarı çıkmasını sağlıyor. Güneşli günlerde bu süre 10 dakikaya kadar uzatılabilirken bulutlu ya da rüzgârlı havalarda 3-5 dakika yeterli görülüyor; uzmanlar bunun için günün en sıcak saatleri olan öğleni öneriyor. Isı kaybını azaltmak isteyenler bütün pencereleri birden açmak yerine odaları sırayla havalandırabilir. Pencere açmanın zor olduğu soğuk bölgelerde ise hava değişim cihazları ya da menfez sistemleri, ısıyı kaçırmadan havanın dolaşmasına yardımcı oluyor.

Medline Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal'ın önerisi farklı bir saat dilimini işaret ediyor: "Pencereleri sabah erken veya gece geç saatlerde kısa süreli açarak evi havalandırın"

KALIN PERDE CAMI SOĞUK TUTUYOR
Camdaki buğunun gözden kaçan sebeplerinden biri de geceleri sıkıca çekilen perdeler. Kapalı perde camın odanın sıcaklığıyla ısınmasını engelliyor, cam yüzeyi oda havasından çok daha soğuk kalıyor. Bu durum özellikle merkezi ısıtmalı evlerde yoğuşmayı artırıyor. Perdeler açık kaldığında cam oda sıcaklığına yaklaşıyor; perdeyi tamamen açık bırakmak mümkün değilse ince bir perde tercih etmek de buğuyu azaltıyor.

MUTFAKTA VE BANYODA KAPIYI KAPATIN, ASPİRATÖRÜ ÇALIŞTIRIN
Mutfakta tencereden yükselen buhar ve banyodaki sıcak duş da evdeki nemi artırıyor. Avrupa Akciğer Vakfı'nın (ELF) Türkçe bilgi formu, yemek pişirirken ve duş alırken davlumbazın ya da aspiratörün çalıştırılmasını, mutfak ve banyo kapısının da kapalı tutulmasını tavsiye ediyor.

Banyodan çıktıktan sonra buhar dağılana kadar kapıyı kapalı tutmak, ardından mutfağı ve banyoyu iyice havalandırmak gerekiyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, banyodan sonra zemini kurutmamayı da evdeki nemi yükselten alışkanlıklar arasında sayıyor. Alerji uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu ise sürekli su sızdıran bir mutfak dolabının zamanla çürüyüp küflendiğine dikkat çekerek kaçak yapan boruların vakit kaybetmeden onarılmasını öneriyor.

ÇAMAŞIRI YATAK ODASINDA KURUTMAYIN
Kış aylarında kalorifer peteğinin önüne kurulan çamaşır askısı, evdeki nemin sessiz kaynağı oluyor. Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Dr. Nihal Başay'a göre evde kurutulan çamaşır içerideki nemi yüzde 30 artırıyor. Başay, çamaşırların kurutma makinesinde, yüksek devirli çamaşır makinesiyle ya da dışarıda, pencere pervazında kurutulmasını öneriyor; evde asılacaksa bunun yatılan oda olmaması gerektiğini vurguluyor.

Başay, şu ifadeleri kullandı:

"Çamaşırları illa evde kurutacaksak, mümkün olduğu kadar az kullanılan odada kapıyı kapalı vaziyette çamaşırları kurutmak ve daha sonra odayı havalandırmak iyi bir yöntem olabilir"

Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık da aynı konuda uyarıyor: "Yatak odalarında, oturma odalarında çamaşırların kurutulması ortam havasındaki nem oranını idealin üzerine çıkarıyor." ELF'nin bilgi formu da çamaşırı kapalı alanda kurutmaktan başka çare yoksa o odada mutlaka nem alıcı çalıştırılmasını istiyor.

EVDE NEM ORANI KAÇ OLMALI?
Dr. Mustafa Faysal Baysal, evdeki nem oranının yüzde 40 ile 50 arasında tutulması, gerekirse nem alıcı cihaz kullanılması gerektiğini belirtiyor. Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu ise ev havasındaki nemin bir nem ölçerle (higrometre) takip edilmesini, oran yüzde 45'in üzerine çıktığında düşürülmesini öneriyor. Nuhoğlu'na göre nemi azaltmak için klima ya da nem giderici kullanılabilir; iç ve dış sıcaklık farkı yüzünden terleyen duvarlara ise küf oluşmadan yalıtım yapılmalı, su alan sıva çatlakları onarılmalı.

Isı da en az nem kadar önemli. ELF'nin bilgi formunda yer alan Dünya Sağlık Örgütü önerisi, yatak odalarında 16-20 derece, evin diğer bölümlerinde 19-22 derece sıcaklık. Evde kimse yokken bile sıcaklığın 15 derecenin altına düşürülmemesi tavsiye ediliyor.

KÜF ÇIKTIYSA ÖNCE NEMİ ÇÖZÜN
Duvarda küf belirmişse yalnızca silmek yetmiyor; önce rutubetin nedeni ortadan kaldırılmalı, ardından temizliğe geçilmeli. ELF'nin bilgi formu, küf temizlenirken havaya küçük küf parçacıkları karıştığını hatırlatıyor. Bu parçacıkların öbür odalara geçmemesi için odanın kapıları kapatılmalı, pencere açılmalı ve iş bittikten sonra da bir süre açık bırakılmalı. Temizliğin sonunda odadaki bütün yüzeyler silinmeli; küfe yakın duran perde, halı ve nevresim gibi kumaşlar dezenfekte edilmeli ya da yenisiyle değiştirilmeli.

Dr. Baysal, küf oluşan yerlerin sirke ya da özel temizlik ürünleriyle temizlenebileceğini söylüyor. Prof. Dr. Nuhoğlu ise sert zemindeki küfün, evde astım hastası yokken çamaşır suyu, oksijenli su ya da su ve sabunla fırçalanabileceğini belirtiyor; rutubetli alanların halıyla kaplanmamasını, küflenmiş kaplamanın atılıp yenilenmesini öneriyor.

Küfün yalnızca görünen yerlerde olmadığını hatırlatan Baysal, "Küf mantarları genellikle banyo, mutfak, bodrum gibi nemli bölgelerde duvarlarda veya mobilya arkasında görünmeden çoğalabiliyor." dedi. Dr. Nihal Başay da küfün "duvarlara yapışıyor ve sağlığımıza zarar verdiği gibi zamanla eve de zarar veriyor" diyerek duvarlarda renk değişimine ve kötü kokuya yol açabildiğini anlattı.

ELF'nin bilgi formunda rutubetli kapalı ortamların astım ataklarını tetikleyebildiği, öksürük, hırıltılı solunum, nefes darlığı ve burun akıntısı gibi şikâyetlere yol açabildiği belirtiliyor. Forma göre bebekler, çocuklar, yaşlılar, akciğer hastaları ve bağışıklığı zayıf olanlar daha fazla risk altında.

KİRACIYSANIZ EV SAHİBİNE BİLDİRİN
Nem ve küf sorunu Türkiye'de pek çok evin ortak derdi. İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Özdayı'nın TÜİK'in 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri'ne dayandırdığı açıklamaya göre nüfusun yüzde 28,8'i sızdıran çatı, nemli duvar ya da çürümüş pencere çerçevesi gibi konut sorunlarıyla yaşıyor. Yüzde 27,9'u ise evinde yalıtım olmadığı için ısınma sorunu yaşıyor. Özdayı, "Bu tablo bize yalıtım konusuna parçalı değil, bütüncül bir yaklaşımla bakmamız gerektiğini gösteriyor" dedi.

Sızdıran çatı, çatlak sıva ya da yalıtımsız dış duvar gibi sorunlar kiracının tek başına çözebileceği şeyler değil. Bakımından sorumlu olmadığınız bir evde oturuyorsanız ev sahibinizle ya da bina yöneticisiyle görüşüp sorunu anlatmanız öneriliyor.

Muhabir: Haber Merkezi