Türkiye’nin savunma sanayisindeki en stratejik projelerinden biri olan Milli Muharip Uçak KAAN için yeni bir aşamaya geçildi. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) arasında imzalanan tedarik sözleşmesiyle birlikte projenin seri üretim ve teslimat süreci ivme kazandı.
Ankara’da gerçekleşen imza süreci, KAAN’ın geliştirme aşamasından operasyonel üretim sürecine geçişinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Yetkililer, anlaşmanın projede tedarik zincirini güçlendirdiğini ve üretim planlamasını daha öngörülebilir hale getirdiğini belirtiyor.
Beşinci nesil savaş uçağı KAAN’ın teknik özellikleri
![]()
KAAN, beşinci nesil savaş uçağı standartlarında geliştirilen yerli ve milli bir platform olarak öne çıkıyor. 21 metre uzunluğa ve 14 metre kanat açıklığına sahip olan uçak, modern hava muharebe koşullarına uygun şekilde tasarlandı.
Gövde içi silah taşıma kabiliyeti sayesinde radar görünürlüğü azaltılırken, yüksek manevra kabiliyeti ile hava üstünlüğü görevlerinde etkinlik sağlaması hedefleniyor. Uçağın tasarımında düşük görünürlük ve yüksek performans dengesi ön plana çıkarıldı.
Hız, irtifa ve “hayalet uçak” kabiliyeti dikkat çekiyor
KAAN, teknik performansıyla da dikkat çekiyor. 1.8 Mach hıza ulaşabilen uçak, yaklaşık 55 bin feet irtifada görev yapabiliyor. Özellikle art yakıcı kullanmadan süpersonik seyir yapabilmesi (supercruise kabiliyeti), modern savaş uçakları arasında önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor.
Radar kesit alanını azaltan gövde yapısı ve özel tasarım detayları sayesinde KAAN, “hayalet uçak” sınıfında yer alıyor. Bu özellik, tespit edilme riskini düşürerek operasyonel etkinliği artırıyor.
Savunma sanayisinde yerli üretim vurgusu
TUSAŞ tesislerinde geliştirilen Milli Muharip Uçak KAAN, Türkiye’nin savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltma hedefinin en önemli projeleri arasında gösteriliyor. İmzalanan yeni sözleşme ile birlikte üretim planlamasının daha sistematik hale gelmesi ve test süreçlerinin hızlanması bekleniyor.
Uzmanlara göre KAAN projesi, yalnızca bir savaş uçağı üretimi değil, aynı zamanda Türkiye’nin havacılık teknolojilerinde ulaştığı seviyeyi de ortaya koyan stratejik bir adım niteliği taşıyor.



