Anahtar Parti Yozgat İl Başkanı Avukat Olgun Sadık Karaca, son dönemde artan okul güvenliği tartışmaları kapsamında gündeme gelen X-ray cihazı uygulamasına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Avukat Karaca, uygulamanın hukuki boyutundan çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerine kadar birçok açıdan eleştirilerini dile getirdi.

‘Çocukların Üzerinde Suçlu Baskısı Oluşturabilir’
Anahtar Parti Yozgat İl Başkanı Avukat Olgun Sadık Karaca, okul girişlerine X-ray cihazı konulmasının özellikle kız çocukları üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtti. Erkek çocuklarında ise bu durumun bir ‘suçlu yakıştırması’ algısına yol açabileceğini ifade eden Avukat Karaca, uygulamanın kişisel özel hayatın ihlaline ve kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde elde edilmesine zemin hazırlayabileceğini söyledi.
X-ray cihazlarının olayları önleme konusundaki etkinliğinin de sorgulanması gerektiğini vurgulayan Avukat Karaca, ‘Sonuçta X-ray cihazı koymanın yaşanabilecek bir olayın tedbiri olarak görülmesi ne kadar doğru? Onu da bilmek gerekir. 9 kişiyi öldüren son Kahramanmaraş olayında birinin içeride değil de dışarıda silahı, mermiyi, namluyu ağzına de işte orada X-ray cihazını geçemeyeceğinin bir garantisi yok’ dedi.

Çözüm Hukuki Boyutta ve Kurumlar Arası İş Birliğinde
Okullara silah veya teçhizat sokmanın farklı yollarının bulunabileceğine dikkat çeken Karaca, bu sorunun çözümünün hukuki boyutta olduğunu savundu.
Karaca, ‘Bu durumun Milli Eğitim Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın birlikte çalışmasıyla önüne geçilebileceğini düşünüyorum’ ifadelerini kullandı.
X-ray uygulamasının çocukların bilinçaltında ‘olası bir suçlu’ algısı yaratacağını belirten Karaca, bunun çocuklar üzerinde büyük bir baskı oluşturacağını dile getirdi. 18 yaşının altındaki herkesin çocuk olduğunu ve çocuğun rızasının bulunmadığını hatırlatan Karaca, ebeveynler arasında bu konuda fikir ayrılığı yaşanmasının da mümkün olduğunu söyledi.

Hukuki Süreçler ve Yaptırımlar
Bir ailenin çocuğunun aranmasına izin vermemesi durumunda ne yapılacağı sorusuna da yanıt veren Karaca, devletin yönetmelik, kanun ve tüzüklerle bu tür durumların önüne geçebileceğini belirtti. Üniversitelerde geçmiş dönemlerde uygulanan arama zorunluluğunu hatırlatan Karaca, benzer bir uygulamanın ilkokul ve liselerde de hayata geçirilebileceğini ifade etti.
Ancak bu tür uygulamaların hukuki ihtilaflara yol açabileceğini ve Türkiye'de yargının hızlı çözüm üreten bir organ olmadığını vurgulayan Karaca, ‘En azından bir istinaf yargıtayıdır, danıştayıdır. Bunlar en az 5-6 senelik, 7 senelik zaten bu olayların üzerinden de bu kadar zamanlar geçtikten sonra unutulur, önemsenmez’ dedi.

Önleyici Tedbirler ve Liyakat Vurgusu
Karaca, sorunun çözümü için önleyici tedbirlerin alınması gerektiğini belirterek, Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın ortak çalışmasının önemine dikkat çekti. İdarecilerin liyakatli olmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Karaca, ‘Liyakatli bir öğretmen gözünü baktığında çocuğun sıkıntısı olduğunu anlayabiliyor. Veya ona yönelik bir rehabilite programı oluşturabiliyor’ şeklinde konuştu.
Dijital çağda her şeye ulaşımın çok kolay olduğunu ve her çocuğun etkilenebileceğini belirten Karaca, bu tür sorunların günlük çözümlerle değil, devletin büyük bir ‘devlet baba’ anlayışıyla alacağı kapsamlı önlemlerle çözülebileceğini sözlerine ekledi.



