Yozgat Rehberlik ve Araştırma Merkezi Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Bölüm Başkanı, Uzman Psikolojik Danışman Esra Öztürk, sınava hazırlık sürecinde en kritik noktanın çok çalışmak değil, düzenli, dengeli ve bilinçli çalışmak olduğuna dikkat çekiyor. Yaklaşık 16 yıldır sahada aktif görev alan Öztürk’e göre, doğru planlama, sağlıklı bir ruh hali ve destekleyici bir çevre bir araya geldiğinde başarı ulaşılmaz bir hedef olmaktan çıkıyor.

Öğrencilerin En Sık Yaptığı Hatalar

Uzman Psikolojik Danışman Esra Öztürk, sınav sürecinde öğrencilerin kendilerine uygun olmayan çalışma yöntemlerini benimsemelerinin en büyük sorun olduğunu ifade etti. Öztürk herkes için geçerli tek bir çalışma sistemi varmış gibi davranmanın, öğrencileri kısa sürede tükenmişliğe sürüklediğini vurguladı.

Öztürk, plansız ve uzun saatler süren çalışmaların öğrenmeyi kalıcı hale getirmek yerine zihinsel yorgunluğu artırdığını belirtti. Öğrencilerin genellikle yapamadıklarına odaklanıp başardıklarını görmezden geldiğini söyleyen Öztürk, sosyal medyada paylaşılan "günde 10 saat çalışıyorum" içerikleriyle yapılan kıyaslamaların motivasyonu yükseltmek yerine yetersizlik duygusunu beslediğini aktardı.

Dinlenmeyi suçluluk olarak görmenin bu sürecin en yaygın ama en zararlı alışkanlıklarından biri olduğunu ifade eden Öztürk, verimli çalışmanın temelinde dengenin yattığını söyledi. Öztürk az ama düzenli çalışmanın, uzun ve düzensiz saatlerden çok daha etkili sonuçlar doğurduğunu vurguladı.

Gerçekçi Plan Sürdürülebilir Başarı Getiriyor

Sağlıklı bir sınav hazırlık sürecinin gerçekçi bir planla başladığını belirten Öztürk, günde 12 saatlik programların kağıt üzerinde etkileyici görünse de sürdürülebilir olmadığını kaydetti. Öğrencilerin kendi öğrenme hızlarını dikkate alarak plan yapmalarını öneren Öztürk, kısa ama düzenli çalışma bloklarının bilgiyi daha kalıcı hale getirdiğini söyledi.

Yozgat’ta İlk yardım Kursu Ziyareti
Yozgat’ta İlk yardım Kursu Ziyareti
İçeriği Görüntüle

Öztürk, 25-40 dakikalık çalışma süresinin ardından verilen kısa molaların zihnin toparlanmasına yardımcı olduğunu aktardı. Öztürk haftalık plan yapmanın süreci kontrol altında tuttuğunu, günlük esneklik payı bırakmanın ise öğrencinin kendini sıkışmış hissetmesini engellediğini ifade etti.

Her gün mutlaka tekrar ve soru çözümüne yer verilmesinin öğrenilen bilgilerin pekişmesini sağladığını belirten Öztürk, haftada en az bir gün yarım gün dinlenmenin motivasyonu korumanın anahtarı olduğunu vurguladı.

Telefon Yasaklamak Çözüm Değil

Dikkat dağınıklığının özellikle sınav döneminde öğrencilerin en çok şikayet ettiği sorunlardan biri olduğunu belirten Öztürk, telefonu tamamen yasaklamanın çoğu zaman çözüm olmadığını aktardı. Yasaklanan şeyin daha cazip hale geldiğini ifade eden Öztürk, bu noktada önemli olanın sınır koymayı öğrenmek olduğunu söyledi.

Bildirimleri kapatmak, telefonu çalışma ortamından uzak tutmak ve sosyal medya için belirli saatler ayırmanın küçük ama etkili adımlar olduğunu belirten Öztürk, çalışma sonrası kısa süreli telefon kullanımını bir "ödül" olarak görmenin süreci daha yönetilebilir kıldığını kaydetti. Öğrencilerin kendilerini suçlamadan dikkatlerini yönetmeyi öğrenmeleri gerektiğini vurgulayan Öztürk, suçluluk duygusunun dikkati toplamak yerine kaygıyı artırdığını söyledi.

Kaygıyı Yok Etmek Değil Yönetmek Gerekiyor

Sınav kaygısının bu sürecin kaçınılmaz bir parçası olduğunu belirten Uzman Psikolojik Danışman Esra Öztürk, önemli olanın kaygıyı tamamen yok etmek değil onu yönetebilmeyi öğrenmek olduğunu ifade etti. Kaygının bir zayıflık değil, önemseyen bir zihnin doğal tepkisi olduğunu hatırlatan Öztürk, duyguyu bastırmak yerine fark etmek ve kabul etmenin kontrolün ilk adımı olduğunu söyledi.

Kaygı anlarında nefese odaklanmanın bedeni sakinleştirmenin en etkili yollarından biri olduğunu aktaran Öztürk, olumsuz iç konuşmaların yerine "elimden geleni yapıyorum" gibi gerçekçi ve destekleyici cümleler koymanın öğrencinin kendine olan güvenini güçlendirdiğini belirtti.

Yalnız kalmamak, duyguları güvenilen bir öğretmenle, aileyle ya da rehber öğretmenle paylaşmanın yükü hafiflettiğini ifade eden Öztürk, yardım istemenin güçsüzlük değil farkındalık olduğunu vurguladı. Düzenli çalışan, kendine inanan ve süreci doğru yöneten her öğrenci için başarının ulaşılabilir bir hedef olduğunu söyleyen Öztürk, sınavların hayatın tamamı değil yalnızca bir durağı olduğunu hatırlattı.

Muhabir: Sevgi Ay