Marmara Denizi’nde özellikle Adalar ve çevresinde art arda meydana gelen mikro depremler, vatandaşların dikkatini yeniden bölgedeki fay hareketlerine çevirdi. Gece saatlerinden sabahın erken saatlerine kadar kaydedilen 51 sarsıntının en büyüğü 3,2 olarak ölçüldü.
Küçük çaplı depremlerin peş peşe yaşanması, sosyal medyada "Büyük İstanbul depremi yaklaşıyor mu?" tartışmalarını da beraberinde getirdi. Ancak uzmanların değerlendirmeleri, bu hareketliliğin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak kabul edilemeyeceğine işaret ediyor.

Uzmanların Marmara’daki Deprem Hareketliliğine Bakışı Farklı
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adalar çevresinde meydana gelen sarsıntıların doğrudan büyük İstanbul depremiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Üşümezsoy'a göre hareketlilik, ana faydan farklı ikincil ve üçüncül fay kollarıyla bağlantılı olabilir.
Üşümezsoy, Adalar çevresindeki fayın büyük miktarda stres biriktiren ve yıkıcı bir deprem oluşturabilecek nitelikte olmadığını değerlendiriyor. Bu nedenle bölgede meydana gelen küçük depremlerin tek başına büyük bir deprem beklentisi oluşturmayacağını belirtiyor.
Ahmet Ercan’dan Uzun Vadeli Deprem Değerlendirmesi
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ise Marmara'daki sarsıntıların yalnızca sayısına bakılarak deprem zamanı konusunda kesin bir sonuca ulaşılamayacağını ifade ediyor.
Ercan, Kuzey Marmara'da gelecekte büyük depremler meydana gelebileceği yönündeki uzun vadeli değerlendirmesini yinelerken, kendi öngörüsünde en erken 2045, en olası dönem olarak ise 2075 tarihlerini dile getiriyor. Ancak bu tür tarihlerin kesin deprem tahmini anlamına gelmediği de önem taşıyor.
Okan Tüysüz: Her Mikro Deprem Büyük Depremin Öncüsü Değil
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ise yaşanan hareketliliğin doğrudan büyük bir depremin habercisi şeklinde yorumlanamayacağını belirtiyor.
Tüysüz'e göre küçük depremlerin öncü olup olmadığı, ancak sonrasında daha büyük bir deprem meydana gelmesi durumunda anlaşılabilir. Adalar fayındaki mikro depremlerin öncelikle fayın aktif olduğuna işaret ettiğini belirten Tüysüz, mevcut tablo açısından bekleyip daha fazla veri görmenin önemli olduğunu vurguluyor.
Osman Bektaş: Hareketlilik Ayrıntılı İncelenmeli
Prof. Dr. Osman Bektaş ise bölgedeki deprem kümesinin daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiği görüşünde.
Bektaş, sarsıntıların yaklaşık 10 kilometre derinlikte Adalar-Çınarcık fay sistemi üzerinde yoğunlaştığına dikkat çekiyor. Aynı fay sistemiyle bağlantılı bölgede geçmişte meydana gelen depremleri hatırlatan Bektaş, artan mikro deprem hareketliliğinin yalnızca basit bir açıklamayla değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ediyor.

51 Deprem Büyük İstanbul Depreminin Habercisi mi?
Marmara'da aynı bölgede kısa süre içerisinde çok sayıda küçük depremin meydana gelmesi dikkat çekici olsa da bu sarsıntıların tek başına büyük İstanbul depreminin ne zaman gerçekleşeceğini gösterdiğini söylemek mümkün değil.
Uzmanların açıklamalarında da görüldüğü üzere, mikro deprem kümeleri farklı şekillerde yorumlanabiliyor. Deprem konusunda kesin tarih vermek bilimsel açıdan mümkün olmadığı için bölgedeki fay hareketlerinin uzun süreli ve kapsamlı verilerle takip edilmesi önem taşıyor.





