"Osmanlı İmparatorluğu'nun en geniş sınırları nerelere uzanıyordu?", "Osmanlı topraklarında bugün hangi ülkeler var?" veya "Tarihteki devasa Osmanlı haritası hangi modern devletleri kapsıyor?" gibi soruların yanıtları çok merak ediliyor. Çoğu zaman yalnızca Anadolu, Yunanistan ve Mısır üçgenine sıkıştırılan imparatorluk tarihi, aslında on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda dünyanın seyrini değiştirecek bir büyüklüğe ulaştı. Doğuda Hazar Denizi kıyılarından batıda Fas'a, kuzeydeki Polonya düzlüklerinden güneydeki Hint Okyanusu sularına kadar genişleyen bu muazzam yapı, günümüzde Birleşmiş Milletler üyesi olan tam 64 bağımsız ülkenin topraklarını içine alıyor. Topkapı Sarayı'ndan yönetilen bu devasa lojistik ve idari ağın güncel haritalar üzerindeki karşılığı, askeri gücün çok ötesinde bir yönetim dehasını gözler önüne seriyor.
AVRUPA'NIN KALBİNDEN RUSYA STEPLERİNE UZANAN GÜÇ

İmparatorluğun Avrupa'daki hakimiyet alanı incelendiğinde balkanların çok ötesine geçen bir yayılım dikkat çekiyor. Bulgaristan, Sırbistan ve Bosna Hersek gibi aşina olunan bölgelerin yanı sıra günümüzün popüler turizm merkezleri konumundaki Macaristan, Slovakya, Romanya ve Moldova uzun yıllar boyunca doğrudan İstanbul'a bağlı kaldı. Ukrayna'nın güney şeridi, Kırım yarımadası, Polonya'nın bir bölümü ile Rusya'nın güneyindeki geniş stepler de bu görkemli coğrafyada yerini aldı. Akdeniz'in bir Türk gölüne dönüştüğü o altın çağlarda, İtalya'nın güneyinde bulunan Otranto kıyılarının bile kısa bir süreliğine imparatorluğun idaresine geçtiği biliniyor.
KIZILDENİZ'DEN AFRİKA'NIN DERİNLİKLERİNE İNEN SINIRLAR
Afrika kıtasına bakıldığında Mısır ve Cezayir'in ötesinde çok daha derin bir stratejik alan göze çarpıyor. Libya ve Tunus'u tamamen kapsayan sınırlar, güney hattında bugünkü Sudan, Cibuti, Eritre ve Somali'nin kuzey kesimlerine kadar ilerledi. Kızıldeniz güzergahını güvence altına alan ordular, Afrika boynuzunda kurdukları hakimiyetle Portekizlilerin Hint Okyanusu'ndaki ilerleyişine karşı aşılmaz bir set çekti. Asya ve Orta Doğu ekseninde ise Suudi Arabistan, Yemen, Umman, Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin ve İsrail toprakları asırlarca aynı sancağın gölgesinde yönetildi. İran'ın batısı, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan da belirli dönemlerde bu geniş haritanın ayrılmaz bir parçası oldu.
BUGÜNÜN PETROL DEVLERİ BİR ZAMANLAR OSMANLI SANCAĞIYDI

Modern dünya haritaları ile geçmişin sınırları üst üste getirildiğinde tarihseverleri en çok şaşırtan bölgeler belirginleşiyor. Günümüzde devasa gökdelenleriyle tanınan Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri, o dönemlerde Basra Körfezi'nin güvenliğini sağlayan stratejik Osmanlı sancakları olarak öne çıkıyordu. Viyana kapılarına kadar uzanan orduların izlerini bugün bile mimarisinde taşıyan Slovakya ve Macaristan, imparatorluğun Avrupa'daki en güçlü kaleleri arasındaydı. Uzak Afrika ülkelerinden Eritre ve Somali ise Kızıldeniz ticaretini koruma altına alan Habeş Eyaleti'nin uç noktalarını oluşturdu. Kuzeyde yer alan Ukrayna ve Rusya düzlükleri ise Kırım Hanlığı aracılığıyla uzun yıllar boyunca devasa ordunun tahıl ambarı vazifesini üstlendi.
ASIRLAR SÜREN BARIŞIN SIRRI
Onlarca farklı dili, inancı ve kültürü bünyesinde barındıran bu 64 ülkelik devasa coğrafyanın yüzyıllar boyunca bir arada kalması dönemin siyasi zekasını kanıtlıyor. Tarihçiler, böylesine geniş ve karmaşık bir yapının ayakta kalmasını yalnızca kılıç gücüyle değil, "Osmanlı Barışı" olarak adlandırılan eşsiz bir adalet ve hoşgörü sistemiyle açıklıyor.




