Peki, uzun süredir gündemi meşgul eden bu değişiklik rüzgarı günlük hayatımıza ve cüzdanlarımıza tam olarak nasıl yansıyacak?

Bitmeyen Erteleme Döngüsü

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) adeta bir yılan hikayesine döndü. Başlangıçta 2024 sonbaharında devreye girmesi beklenen sistem, önce 2025'e, ardından da Cumhurbaşkanlığı Programı ile 2026 yılına ötelendi. Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş’ın da haklı olarak altını çizdiği gibi; ortada henüz elle tutulur bir kanun teklifi veya kamuoyunun tartışmasına açılmış bir taslak yok. Meclis ekim ayında kapılarını açtığında zaten ağır bir bütçe maratonuna girecek. Hal böyleyken, yılın son diliminde bu sistemin bir anda yasalaşmasını beklemek pek gerçekçi durmuyor.

Cüzdanlara Yansıyacak Ağır Fatura

İşin asıl can yakan kısmı ise herkesin malumu olan maliyetler. Asgari ücretin 28 bin 75 lira olduğu bir dönemde, açlık sınırı çoktan 36 bin 940 liraya dayanmış durumda. Zaten ay sonunu zar zor getiren, cebindeki kuruşun hesabını yapan çalışanın maaşından bir de yüzde 3'lük TES kesintisi yapılırsa ne olacak? Hesap çok basit ve bir o kadar da acı: Net maaş 27 bin 84 liraya eriyecek. Ev kirası, mutfak masrafı derken zaten nefes alamayan işçinin bu yeni yükü sırtlaması eşyanın tabiatına aykırı.

İşveren İçin Kapanmayan Hesap

Sistemin diğer tarafında ise artan maliyetler altında ezilen işverenler var. Ocak 2026 itibarıyla yüzde 38,75 olan mevcut primlere işçi ve işveren payları da eklendiğinde, toplam prim yükü yüzde 44,75 gibi devasa bir orana tırmanacak. İmalat dışı sektörlerde zar zor nefes aldıran teşvik indirimlerinin de tırpanlanması, şirketlerin ve esnafın hesabını iyice şaşırtıyor. Bu yükün altından kalkmak bayağı bir ustalık ve direnç isteyecek.

Atm 1

Kıdem Tazminatı Korkusu

Tüm bu karmaşanın ortasında sokakta en çok fısıldanan dedikodu, kıdem tazminatının fona devredileceği korkusu. Karakaş, yılların emeğini kaybetme telaşıyla asılsız haberlere kananları net bir dille uyarıyor: Kıdem tazminatında değişen hiçbir şey yok. Kulaktan dolma bilgilerle paniğe kapılıp işten ayrılmak, çalışana asıl yıkımı getirir. Günün sonunda ihtiyacımız olan şey sisteme sürekli yeni yamalar yapmak değil; işçiyi de işvereni de gerçekten koruyan, adil ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik çatısı kurabilmek.

Kaynak: Haber Merkezi