Türk basın tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri, Yozgat'ın Sorgun ilçesinde dünyaya gelen bir devlet adamının imzasını taşıyor. Çapanzade Agâh Efendi, 22 Ekim 1860'ta Şinasi ile birlikte çıkardığı Tercümân-ı Ahvâl gazetesiyle Osmanlı İmparatorluğu'nda bir Türk vatandaşı tarafından yayımlanan ilk özel Türkçe gazeteyi kurarak adını tarihe altın harflerle yazdırdı.

Agâh Efendi'nin yenilikçi vizyonu yalnızca gazetecilikle sınırlı kalmadı. 1861 yılında atandığı Postahâne-i Âmire nâzırlığı (Posta Nazırlığı) görevinde, 1862 yılında Türkiye'de ilk posta pulu kullanımını başlatan isim oldu. 13 Ocak 1863'te Sirkeci, Beşiktaş, Üsküdar ve Fatih postanelerinde satışa sunulan pullar, mesafeye göre hesaplanan posta ücreti karmaşasını sona erdirdi ve posta işlemlerindeki yolsuzlukları büyük ölçüde önledi. Agâh Efendi ayrıca halkın postaneye gitmeden mektup gönderebilmesi için posta kutusu uygulamasını da başlattı.

Çapanoğulları'ndan Babıâli koridorlarına

1832 yılında Yozgat'ın Sorgun ilçesinde dünyaya gelen Agâh Efendi, Çapanzade Ömer Hulûsi Efendi'nin oğluydu. Kökleri, 18. ve 19. yüzyıllarda Bozok (Yozgat) merkezli olarak Orta Anadolu'da hâkimiyet kuran Çapanoğulları âyan ailesine dayanıyordu. Kardeşi Ahmet Şakir Paşa da Osmanlı Devleti'nde müşirlik rütbesine kadar yükselen önemli bir devlet adamı olacaktı.

İlk tahsilinin ardından Galatasaray Tıbbiye-i Şâhâne-i Adliyye hazırlık sınıfına giren Agâh Efendi, yedi yıl süren tıp öğrenimini tamamlayamadan okuldan ayrıldı. Ancak bu yıllarda Fransızca, İngilizce ve İtalyanca öğrenerek dil becerilerini üst seviyeye taşıdı ve 1849'da Bâbıâli Tercüme Odası'na memur olarak girdi.

Yakın arkadaşlarının ifadesine göre Âgâh Efendi; muhakeme gücü sağlam, zeki, yumuşak başlı, açık sözlü ve gayretli bir Tanzimat aydınıydı.

1852'de Paris sefirliğine atanan Rıfat Veliyyüddin Paşa'nın maiyet kâtibi olarak Fransa'nın başkentine gitti. Üç yıl sonra önemli yazışmaları Bâbıâli'ye ulaştırmak üzere İstanbul'a döndü. Ardından sırasıyla Karantina müdür muavinliği, Rumeli orduları başmütercimliği ve Mostar'da mutasarrıf vekilliği görevlerinde bulundu.

İlk özel gazete: Tercümân-ı Ahvâl

1860 yılı Agâh Efendi'nin hayatında bir milat oldu. İbrahim Şinasi ile bir araya gelerek 22 Ekim 1860 tarihinde Tercümân-ı Ahvâl (Durumların Tercümanı) gazetesini yayımlamaya başladı. Bu gazete, resmî Takvîm-i Vekâyî ve yarı resmî Cerîde-i Havadis'ten sonra Osmanlı topraklarında çıkan üçüncü gazete olmakla birlikte, bir Türk vatandaşı tarafından çıkarılan ilk özel Türkçe gazete unvanını taşıyordu.


Img 1783973457295 Pd1A1O

Gazetenin ilk 24 sayısında Şinasi'nin makaleleri yayımlandı. Altı ay sonra Şinasi'nin ayrılmasıyla Agâh Efendi gazeteyi tek başına çıkarmaya devam etti. Tercümân-ı Ahvâl yalnızca bir haber gazetesi olmakla kalmadı; ülkenin ekonomik ve toplumsal sorunlarını da ele alarak Osmanlı basın hayatında yeni bir çığır açtı. Ancak gazetenin ömrü, Agâh Efendi'nin Yeni Osmanlılar Cemiyeti'ne katılmasıyla tehlikeye girdi. Cemiyetle bağlantısı ortaya çıkınca önce Dîvân-ı Muhâsebat üyeliğinden azledildi, ardından 10 Mart 1866'da 792. sayısıyla Tercümân-ı Ahvâl kapandı.

Sürgün yılları ve Avrupa'daki mücadele

Azlinin üzerinden yalnızca 14 gün geçmişti ki Agâh Efendi, Ali Suavi ve diğer bazı arkadaşlarıyla birlikte Fransa'ya kaçtı. Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi ile önce Londra'ya, sonra Brüksel'e geçti. Bu dönemde Yeni Osmanlılar'ın yayın organı olarak Londra'da çıkarılan Muhbir ve Hürriyet gazetelerinin yayım çalışmalarına aktif olarak katıldı.

Âli Paşa'nın 1871'deki ölümü üzerine, Sultan Abdülaziz'in doğum yıl dönümü vesilesiyle çıkarılan aftan faydalanarak aynı yıl İstanbul'a döndü. İzmit mutasarrıflığına atandı; 1873'te azledilmesine rağmen V. Murad'ın tahta çıkmasıyla 1876'da aynı göreve ikinci kez getirildi.

Son görevler ve veda

II. Abdülhamid döneminde Şûrâ-yı Devlet azalığına atanan Agâh Efendi, bu görevinden azledilerek önce Bursa'ya, ardından Ankara'ya sürüldü. 1884'te affedilerek Rodos mutasarrıflığına, Namık Kemal ile görev yeri değiştirilerek Midilli mutasarrıflığına gönderildi. 1885 yılı Ekim ayında ise Atina sefirliğine atandı. Aynı yılın Aralık ayında Atina'da hayatını kaybetti. Naaşı İstanbul'a getirilerek II. Mahmud Türbesi haziresine defnedildi.

Geride bıraktığı miras ise bugün hâlâ yaşıyor: Tercümân-ı Ahvâl, Türkiye'de gazetecilik anlayışının yerleşmesinde temel taşı olurken; hayata geçirdiği posta pulu uygulaması modern postacılığın temellerini attı. Çapanzade Agâh Efendi, Yozgat'tan çıkıp imparatorluğun en kritik dönemecinde basın ve iletişim tarihine yön veren çok yönlü bir Tanzimat aydını olarak hatırlanıyor.

Kaynak: Haber Merkezi