Yaş ilerledikçe vücudun susuzluk sinyalleri zayıflıyor. Bu durum çoğu zaman fark edilmeden uzun süreli bir susuzluğa, yani kronik susuzluğa yol açabiliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel’e göre, özellikle yaşlı bireylerde bu tablo hafife alınmaması gereken sonuçlar doğuruyor. Beynin büyük bölümünün sudan oluştuğunu hatırlatan Demirel, yetersiz sıvı alımının beyin hücreleri arasındaki iletişimi yavaşlattığını, bunun da unutkanlık, dikkat dağınıklığı ve bilişsel işlevlerde bozulmaya zemin hazırladığını belirtiyor. Uzmanlara göre düzenli su tüketimi, bu risklerin azaltılmasında kilit rol oynuyor.

Beynin Susuz Kalması Bilişsel İşlevleri Zayıflatıyor

Beynin yaklaşık yüzde 75’inin sudan oluştuğunu vurgulayan Doç. Dr. Demirel, susuzluk durumunda ilk etkilenen organlardan birinin beyin olduğunu söylüyor. Yetersiz sıvı alımı, beyin hücreleri arasındaki sinyal iletimini yavaşlatıyor. Bu durum kısa sürede dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü ve kısa süreli bellek sorunları olarak kendini gösterebiliyor.

Demirel’e göre bazen hafif düzeydeki susuzluk bile unutkanlığa neden olabiliyor. Beyin kan hacminin azalmasıyla birlikte beyne giden oksijen ve besin miktarı düşüyor, aynı zamanda elektrolit dengesi bozuluyor. Bunun sonucunda kişi kelime bulmakta zorlanabiliyor, eşyalarını koyduğu yeri unutabiliyor ya da başladığı bir işi yarım bırakabiliyor. İyi haber ise bu tür belirtilerin çoğunun yeterli su ve sıvı alımıyla gerileyebilmesi.

2026 01 24012026 Esra

Yaşlılarda Susuzluk Hissi Azalıyor, Risk Artıyor

Uzmanlara göre yaşlı bireylerde susuzluk hissinin azalması, kronik susuzluğun en önemli nedenlerinden biri. Kişi kendini susamış hissetmediği için yeterince su içmiyor ve bu durum zamanla kalıcı hale geliyor. Doç. Dr. Demirel, yaşlılarda susuzluk ile unutkanlık arasındaki ilişkinin daha güçlü olduğuna dikkat çekiyor.

Kronik susuzluk; dikkat dağınıklığı, hafıza bozuklukları ve bilişsel performansta düşüşe yol açabiliyor. Susuzluğun doğrudan Alzheimer hastalığına neden olmadığını vurgulayan Demirel, mevcut bilişsel bozuklukları ağırlaştırabileceğini ifade ediyor. Uzun süreli ve yetersiz sıvı alımı, beynin işlevlerini olumsuz etkileyerek ilerleyen dönemlerde demans riskini artırabiliyor. Bu nedenle yaşlı bireylerin sıvı alımının yakından takip edilmesi gerekiyor.

Günlük Sıvı İhtiyacı Kişiye Göre Değişebiliyor

Günde ortalama 2–2,5 litre sıvı tüketiminin önerildiğini belirten Demirel, bu miktarın yaşa, cinsiyete, mevcut hastalıklara ve hava koşullarına göre değişebileceğini söylüyor. Yeterli sıvı alımının en pratik göstergelerinden biri ise idrar rengi. Açık sarı renk, genellikle vücudun yeterince sıvı aldığını gösteriyor.

Çay ve kahvenin suyun yerini tutmadığını da özellikle vurgulayan Demirel, bu içeceklerin idrar söktürücü etkisi nedeniyle sıvı dengesini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Bu nedenle düzenli sıvı alımı için önceliğin her zaman su olması gerektiğini ifade ediyor. Uzmanlar, yaşlı bireylerin su içmesinin teşvik edilmesini ve günlük rutine dahil edilmesini öneriyor.

Çocuklarda da Yeterli Sıvı Alımı Önemli

Susuzluk yalnızca yaşlıları değil, çocukları da etkileyebiliyor. Hareketli yapıları nedeniyle çocukların ders veya oyun sırasında su içmeyi unutabildiğini belirten Demirel, bunun da dikkat eksikliği ve odaklanma sorunlarına yol açabildiğini söylüyor. Bu nedenle çocukların da düzenli sıvı alımının desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.

Uzmanlara göre, ister yaşlı ister çocuk olsun, yeterli su tüketimi yalnızca fiziksel sağlık için değil, zihinsel performans ve günlük yaşam kalitesi için de temel bir gereklilik olarak öne çıkıyor.

Hamdi Temel’den Uyarı: Sessiz Tehdit!
Hamdi Temel’den Uyarı: Sessiz Tehdit!
İçeriği Görüntüle

Kaynak: AA