Yozgat pazarlarında ayakkabı satarak geçimini sağlayan 42 yaşındaki Osman Avcı’nın hikâyesi, çocukluk yıllarında başlayan bir baba mesleğinin zamanla hayat mücadelesine dönüşmesini anlatıyor. Saraykent ilçesine bağlı Ozan kasabasından olan Avcı, küçük yaşlarda babasının yanında ayakkabı satmaya başladı. Okul tatillerinde ve öğle aralarında babasına eşlik eden Avcı, yıllar içerisinde bu işi kendi mesleği haline getirdi. Yaklaşık 18 yıldır seyyar satıcı olarak çalışan Avcı, yazın sıcağına, kışın soğuğuna ve değişen ekonomik şartlara rağmen tezgâhının başından ayrılmıyor. Yıllar önce babasının söylediği “Oku, rezil olma” sözlerini bugün farklı bir gözle hatırlıyor.

Yozgat’ta Baba Mesleğini Sürdüren Seyyar Satıcının Hayat Hikayesi (4)

Ozan kasabasından pazarlara uzanan hikâye

Osman Avcı’nın ayakkabı satışına başlaması çocukluk yıllarına dayanıyor. Babası da ayakkabı satıcılığı yapıyordu. Avcı, okul dönemlerinde ara tatillerde ve öğle aralarında babasının yanında pazara giderek mesleği öğrenmeye başladı.

O yıllarda babası, oğlunun kendi yolunu çizmesini ve eğitimine devam etmesini istiyordu. Avcı’nın anlattığına göre babası, ayakkabı satıcılığının zorluklarını bildiği için oğluna sürekli okumasını tavsiye ediyordu.

“Babam bana ‘Oku, rezil olma, bu iş iş değil’ dedi” sözleriyle o günleri hatırlayan Avcı, babasının aslında kendisi için daha iyi bir gelecek istediğini bugün daha iyi anladığını söylüyor.

Ancak çocukluk yıllarında verilen bu öğüdü dinlemeyen Avcı, zamanla kendisini ayakkabı satışının içinde buldu. O günlerde başlayan yolculuk, bugün 18 yıllık bir meslek hayatına dönüşmüş durumda.

Yozgat’ta Baba Mesleğini Sürdüren Seyyar Satıcının Hayat Hikayesi (3)

18 yıldır seyyar satıcı olarak hayatını sürdürüyor

Osman Avcı, yaklaşık 18 yıldır kendi başına seyyar satıcılık yapıyor. Başka bir iş bilmediğini söyleyen Avcı, hayatını ayakkabı satarak sürdürüyor.

Yıllar içerisinde farklı pazarları, farklı insanları ve farklı hayatları gördüğünü anlatan Avcı için seyyar satıcılık artık yalnızca geçim kaynağı değil. Günlük hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda.

İşlerin her zaman aynı gitmediğini belirten Avcı, bazı günlerin iyi, bazı günlerin ise kötü geçtiğini söylüyor. Buna rağmen ertesi gün yeniden tezgâhının başına geçiyor.

“Zor da olsa, kolay da olsa satsak da satmasak da illa gidiyor” diyen Avcı, yıllardır sürdürdüğü çalışma hayatını bu sözlerle özetliyor.

“Sene seneyi aratıyor”

Ayakkabı satışlarının geçmiş yıllara göre azaldığını anlatan Avcı, ürünleri mağazalara kıyasla daha uygun fiyatlarla satmaya çalıştıklarını ancak satışların eski seviyesinde olmadığını ifade ediyor.

“Sene seneyi aratıyor” diyen Avcı, mümkün olduğunca düşük kârla satış yapmaya çalıştıklarını belirtiyor.

Geçmiş yılları hatırladığında ise bugünle arasında büyük bir fark olduğunu düşünüyor. Özellikle 2000 yılına kadar işlerinin daha iyi olduğunu anlatan Avcı, sonrasında piyasanın değiştiğini söylüyor.

“2000’e kadar işler çok güzeldi. Güzel para kazanıyorduk. 2000’den sonra tat, düzen kalmadı” diyen Avcı, ekonomik şartların kendi meslek hayatını da doğrudan etkilediğini ifade ediyor.

Pazarda daha uygun fiyata ayakkabı satıyor

Seyyar satıcılığın vatandaş açısından en büyük avantajının uygun fiyat olduğunu belirten Avcı, pazarda satılan ürünlerin mağazalardaki ürünlerle aynı tedarik kanallarından gelebileceğini söylüyor.

Ancak vatandaşların pazardan alınan ayakkabılara zaman zaman ön yargıyla yaklaştığını belirten Avcı, fiyatı düşük olan ürünün otomatik olarak kalitesiz kabul edilmesinden yakınıyor.

Bir ayakkabıyı pazarda daha uygun fiyata satabildiklerini anlatan Avcı, vatandaşların ürünün yalnızca nerede satıldığına değil, kalitesine ve fiyatına da bakması gerektiğini düşünüyor.

Avcı’ya göre vatandaşın alım gücü değişirken kaliteli ürün beklentisi ise devam ediyor.

“Bir kişinin 8-10 tane ayakkabısı var”

Ayakkabı alışkanlıklarının da yıllar içerisinde değiştiğini belirten Avcı, insanların geçmişe göre daha fazla çeşit satın aldığını düşünüyor.

Bir kişinin 8-10 çift ayakkabısının bulunabildiğini söyleyen Avcı, tüketimin ihtiyaçtan çok tarz ve gösteriş yönüne kaydığını savunuyor.

Kendi açısından ise farklı mevsimlerde kullanılabilecek ayakkabıların daha ekonomik olabileceğini ifade ediyor. Vatandaşların ayakkabı alırken yalnızca görünüşe değil, kullanım süresine ve dayanıklılığına da dikkat etmesi gerektiğini belirtiyor.

Yozgat’ta Baba Mesleğini Sürdüren Seyyar Satıcının Hayat Hikayesi (1)

Yazın sıcakla, kışın soğukla mücadele ediyor

Seyyar satıcılığın en zorlu taraflarından biri ise açık havada çalışmak.

Yaz aylarında çadır altında yüksek sıcaklıkta satış yaptıklarını anlatan Avcı, zaman zaman sıcaktan bunaldıklarını söylüyor.

Kış ayları ise daha zorlu geçiyor. Yağmur, soğuk ve ıslak hava nedeniyle çalışma şartlarının ağırlaştığını belirten Avcı, buna rağmen işini sürdürmek zorunda olduğunu ifade ediyor.

“Kış daha zor yaza göre ama yapacak bir şey yok” diyen Avcı, hava şartlarının kendisini mesleğinden vazgeçirmediğini söylüyor.

Babasının sözlerini yıllar sonra anladı

Osman Avcı’nın hayat hikâyesinde babasının öğüdünün ayrı bir yeri var.

Babası, oğlunun eğitimine devam etmesini ve daha farklı bir meslek sahibi olmasını istemişti. Ancak Avcı, çocukluk yıllarında bu sözleri dinlemedi.

Bugün geriye dönüp baktığında ise babasının neden böyle söylediğini daha iyi anladığını belirtiyor.

“Şimdiki aklım olsaydı onun lafını dinlerdim. Bu işe hiç bulaşmazdım” diyen Avcı, buna rağmen artık mesleğinin hayatının bir parçası olduğunu söylüyor.

Çocukken babasının yanında başlayan ayakkabı satıcılığı, bugün onun geçim kaynağı olarak devam ediyor.

“Gitmediğimiz zaman aklımız orada kalıyor”

Yıllardır seyyar satıcılık yapan Avcı, mesleğiyle arasında farklı bir bağ oluştuğunu da anlatıyor.

Pazara gitmediği zamanlarda bile aklının işinde kaldığını söyleyen Avcı, “Gitmediğimiz zaman acaba iş oldu mu, olmadı mı diye onun derdine düşüyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Osman Avcı’nın hikâyesi, Saraykent ilçesine bağlı Ozan kasabasından başlayıp Yozgat pazarlarına uzanan uzun bir hayat mücadelesini ortaya koyuyor.

Çocuk yaşta babasının yanında başlayan meslek, bugün 18 yıllık bir çalışma hayatına dönüşmüş durumda.

Yazın sıcağı, kışın soğuğu, yağmur ve değişen satışlar...

Avcı için bütün bunlar hayatın bir parçası. Çünkü ertesi gün yine tezgâhını açacak, ayakkabılarını sergileyecek ve geçimini sağlamak için mücadelesine devam edecek.

Muhabir: Abdullah Bilgehan ÇATALYÜREK