Geçmişte siyaset herkesin harcı değildi.
Yetenek ister.
Uzmanlık gerektirirdi.
Siyasetçi bile özel seçilirdi.
Toplumun kavrayabildiği.
Sahiplendiği.
Peşinde koştuğu.
Sırtına omuz verdiklerinden belirlendi.
Bugün.
Her şey siyaset.
Herkes siyasetçi.
*
Yozgat’ın sorunu siyaset.
Çözümü de siyaset.
Malum.
Siyaset yaşam haline gelirken.
Herkesin bir siyasetçi kimliği bulunuyor.
Adamına göre belirlenen yönetimler.
Ahbaş çavuş ilişkisi ile oluşturulan teşkilatlar.
Hamili kart yakınımdır deyip bir yere yerleştirilenler.
Nüfuza dayalı oluşturulan sistem.
Yozgat’ın kendi gerçeği.
Toplumda buna ayak uydurunca.
Yan ağla, dön ağla.
*
Siyaset dedik ya.
14 Mayıs'ta seçim var.
Öncesinde.
Bugün Ramazan...
Ramazan Bayramı...
Tam yerine geldi.
Sandık..
*
Bildik mevzular.
Siyasetçiler meydanda.
Size dokunuyor.
İyi mi?.
*
Asıl mevzu nedir?
Seçim.
Sandık.
Siyasat falan değil.
Toplumun ‘değer’ yargısı.
Teşkilatların ‘topluma’ bakışı.
*
Herkesin siyaset yaptığı bir ortamda.
Sağlıklı bir süreç beklenebilir mi?
Asla.
Siyasi güce dayanıp.
Nüfuz kullanıp.
Varlığını hissetirenlerle.
Sürece gidilebilir mi?
Asla.
Siyah ile beyaz kadar fark varken.
Sistemsel hale getirilmiş.
Siyasi yapılanma.
Herkesi ‘siyaset’in bir ucundan tutmasına etkin kılıyor.
Taraf.
Yandaş.
Ayrımcı.
Kutuplaştırıcı.
Gruplaştırıcı.
Zihniyetlerin varlığı ortadayken.
14 Mayıs'ın yansımasını bugünden görmek zor olmasa gerek...
*
‘Bile bile lades’ buna derler.
Kazanmaya ramak kalmışken.
Kaybedişe gidiş böyle bir şey.
Siyasal gözle bakarken.
Eldeki kumaş bu.
İster takıma elbise çıkar.
İster pantolon.
Çıkarabilirsen..
*
Bugün, yarın listeler açıklacak.
Üç aşağı beş yukarı şekil belli.
Hayal kırıklığı...
*
Anlatabildim mi?