Yozgat'ın simgesi haline gelen tarihi Saat Kulesi ile şehrin sosyal yaşam alanlarından Spor Vadisi arasında hizmet verecek tramvay hattı projesinin kabul edilmesi kamuoyunda farklı değerlendirmeleri de beraberinde getirdi. Proje kapsamında hatta hizmet verecek tramvayların satın alınacak olması da şimdiden konuşulan başlıklardan biri oldu.
Hiç kuşkusuz her şehir gelişmek, yenilenmek ve çağın ihtiyaçlarına ayak uydurmak ister. Raylı ulaşım sistemleri de modern şehrin önemli göstergelerinden biridir. Bu yönüyle bakıldığında Yozgat'ta tramvay fikri heyecan verici ve geleceğe dönük bir yatırım olarak değerlendirilebilir.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.
Yozgat nüfus ve yüzölçümü bakımından birçok noktaya yürüyerek ulaşılabilecek büyüklükte bir şehir. Bugün Yozgat’ta yaşayan vatandaşların önemli bir kısmı ulaşım konusunda değil altyapı ve yol sorunları konusunda şikayetlerini dile getiriyor. Delik deşik olmuş yollar, köstebek yuvasını andıran asfaltlar, bozuk kaldırımlar ve uzun süredir çözüm bekleyen altyapı eksiklikleri vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkiliyor.
İşte tam da bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Öncelik gerçekten tramvay mı?
Elbette yeniliğe karşı olmak doğru değildir. Aksine şehirlerin vizyon projelere ihtiyacı vardır. Ben de tramvay projesinin kötü bir fikir olduğunu düşünmüyorum. Hatta uzun vadede Yozgat'a değer katabilecek bir yatırım olabilir.
Fakat bir şehirde temel sorunlar çözülmeden yapılan büyük projeler toplumun önemli bir kesiminde "öncelikler doğru belirleniyor mu?" sorusunu gündeme getirir. Çünkü vatandaş, önce güvenle yürüyebileceği yolları, çukursuz caddeleri, sağlam kaldırımları ve eksiksiz altyapıyı görmek istiyor.
Modern şehir olmak sadece tramvay yapmakla ölçülmez. Modern şehir yolları düzgün, altyapısı sağlam, yaşam kalitesi yüksek ve vatandaşın günlük sorunlarına çözüm üretebilen şehirdir.
Belki bir gün Yozgat'ta tramvay da çalışacaktır. Ancak o gün geldiğinde keşke vatandaşın aklına ilk olarak 'Yollarımız da sonunda düzeldi' cümlesi gelebilse...