Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı amaçlayan bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Ülker, bu yöntemin ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırdığını vurguladı.

"Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Böylece bazı hastalarda başlangıçta cerrahi açıdan sınırda görülen hastalık, tedavi sonrasında yeniden değerlendirilebilir hale gelebilmektedir" dedi.

İmmünoterapi ve akıllı ilaçlar tedaviyi kişiselleştiriyor

Akciğer kanserinde artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını vurgulayan Ülker, tümörün biyolojik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha önemli hale geldiğini söyledi. İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini daha iyi tanımasına ve onlara karşı mücadele etmesine yardımcı olurken; hedefe yönelik tedaviler tümör hücrelerinde bulunan belirli genetik değişiklikleri hedef alıyor.

Ülker, "Hastalığın yalnızca evresine değil, tümörün moleküler ve genetik özelliklerine de bakıyoruz" diye konuştu. Özellikle bazı küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinde kemoterapi ile immünoterapinin ameliyat öncesinde birlikte kullanılmasının tedavi stratejilerini değiştirdiğine dikkat çekti.

"Ameliyat edilemez demek her zaman son söz değil"

Akciğer kanserinde cerrahi kararının hastalığın ilk görüntüleme sonuçlarına göre tek başına verilmemesi gerektiğini belirten Ülker, geçmişte bazı lokal ileri vakalarda ilk değerlendirmede ameliyatın uygun görülmediğini hatırlattı. Ancak günümüzde bazı hastalarda önce sistemik tedaviler uygulanıyor, ardından tümörün tedaviye verdiği yanıt yeniden değerlendiriliyor.

"Eğer hastalık yeterli yanıt vermişse ve tümörün tamamen çıkarılabileceği düşünülüyorsa, cerrahi yeniden tedavi planına dahil edilebiliyor. Bu nedenle ilk tanıda ameliyat edilemiyor demek, her zaman hastanın hiçbir zaman ameliyat edilemeyeceği anlamına gelmiyor" ifadelerini kullandı.

Bu yaklaşımın her hasta için geçerli olmadığının altını çizen Ülker, cerrahi kararının hastanın genel sağlık durumu, tümörün yayılımı, tedaviye verdiği yanıt ve tümörün teknik olarak tamamen çıkarılıp çıkarılamayacağı gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek verilmesi gerektiğini söyledi.

Multidisipliner tedavi dönemi

Akciğer kanseri tedavisinin artık tek bir branşın kararıyla yürütülemeyeceğini ifade eden Ülker, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekti. Göğüs cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, göğüs hastalıkları, radyoloji, nükleer tıp ve patoloji uzmanlarının birlikte değerlendirme yapmasının hastaya en doğru tedavi planının oluşturulmasını sağladığını belirtti.

Ülker, bazı hastalarda tedavinin cerrahiyle başladığını, bazı hastalarda ise önce ilaç tedavisi uygulanıp cerrahinin daha sonraki aşamada planlandığını aktardı. Cerrahi ve ilaç tedavilerinin artık birbirinin alternatifi olmaktan çıkıp birbirini tamamlayan tedaviler haline geldiğini vurguladı.

Akciğer kanserinde tedavi başarısını artıran en önemli unsurlardan birinin hâlâ erken tanı olduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte, lokal ileri hastalıkta da tedavi seçeneklerinin geçmişe kıyasla önemli ölçüde arttığı ve hastaların multidisipliner ekipler tarafından değerlendirilmesinin tedavi planlamasında kritik önem taşıdığı belirtiliyor.

Kaynak: İHA