2020 yılında Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku dosyasında 6 yıl aradan sonra dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Yıllardır sonuçlanmayan soruşturmada son günlerde yapılan gözaltılar ve verilen tutuklama kararları, dosyayı yeniden Türkiye Gündeminin üst sıralarına taşıdı.

Soruşturma kapsamında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında verilen tutuklama kararı ve dosyanın yeniden genişletilmesi, sürecin yeni bir aşamaya geçtiğine işaret ediyor.

Şimdi hemen özet geçersek : Gülistan Doku, Munzur Üniversitesi’nde Çocuk Gelişimi Bölümü okuyan 2. Sınıf öğrencisi 21 yaşında genç bir kızdı. 2020 yılının Ocak ayında Tunceli’de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamıyor. Son görüldüğü saatlerin ardından da telefon sinyali kesiliyor ve kısa süre içinde kaybolduğu ortaya çıkıyor..

Tunceli Başsavcılığı’nın soruşturmasında itirafçıların ifadelerinde ortaya çıkan iddialar da şunlar:

“Vali Tuncay Sonel’in oğlu Türkay Sonel, Valiliğin kullanımındaki bir binada Gülistan Doku’ya tecavüz etti. Gülistan Doku, birkaç ay sonra mide bulantısı, baş dönmesi gibi belirtilerle Tunceli Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Testler sonucunda hamile olduğu anlaşıldı. Mevzuatta bulunan yasal süre geçtiği için kürtaj yaptıramadı. Bebeği doğurmasını istemeyen Türkay Sonel, Gülistan Doku ile buluştu ve silahla vurmak suretiyle öldürdü.
Türkay Sonel, babasının çalışanlarıyla birlikte Gülistan Doku’nun cenazesini kırsal alanda gömdü. Bulunması ihtimaline karşı cenazenin yeri birkaç defa değiştirildi.
Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından aile konuyu kamuoyunun gündemine getirince Vali arama çalışmalarını başlattı. Vali Sonel’in koruması, Tunceli emniyetindeki polisler, Munzur Üniversitesi’ndeki teknik personel ve Tunceli Devlet Hastanesi yöneticileriyle birlikte kamera kayıtlarını, sosyal medya profillerini ve mesajlaşmaları temizledi.”

iddiaya göre Dönemin Valisi Tuncel Sonel sadece dellilerin karartılmasını organize etmemiş anlayacağınız… Cinayet soruşturması açılmasın diye olayla ilgili kamuoyunda “kayıp şahıs ya da intihar” algısı yaratmış..

Bu arada Gülistan Doku’nun arama çalışmaları sırasında Vali Sonel’in emri ile boşaltılan Uzunçayır Barajında tesadüf üzerine bir kadın ceseti daha ortaya çıkıyor fakat yapılan incelemeler sonucunda barajda bulunan cesedin Gülistan Doku'ya değil, başka bir kadına ait olduğu belirleniyor.

Cesedin daha sonrasında Esma Kılıçarslan’a ait olduğu otopsi sonuçları ile doğrulanıyor ve bedeninde 4 erkeğin dna’sının olduğu da kayıtlara geçiyor.. İşin acı gerçeği ne diye soracak olursanız , Gülistan Doku’yu arama çalışmaları olmasa, belki de Esma’nın cesedine ulaşılamayacaktı bile..

Vali Sonel’in hedef şaşırtmak için yaptığı bu arama çalışmasında farklı bir faili meçhul kadın cinayetinin ortaya çıkmasıyla beraber görüyoruz ki bu olayda da orta da ne bir dosya ne de açılmış bir soruşturma varmış..

Bu Esma Kılıçarslan olayını başka bir zaman tekrar değineceğim..

Savcılığın üzerinde durduğu senaryoya göre, Vali Sonel işe yaramayacağını bile bile barajı üç kez boşalttırmış; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı su altı ekipleriyle birlikte polis, jandarma ve AFAD’ı da seferber ederek geniş çaplı arama çalışmaları yürütmüş..

Aile o dönem arama çalışmalarının yalnızca baraj çevrelerinde yürütülmesine tepki gösterse de Vali’nin istediği gibi Türkiye kamuoyu olaya artık kayıp şahıs ya da intihar olarak bakmaya başlamıştı…

Vali Sonel, o dönem sadece medyayı değil Ankara’yı da yönlendiriyor. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, barajın kapatılmasını ve arama yapılmasını istediklerini söylüyor. Soylu “herkes sorgulandı” diyor ancak Vali’nin talimatlarıyla ilerleyen soruşturmada, sorgulananlar çoğunlukla “Gülistan’ı en son nerede gördün” gibi temel sorularla muhatap oluyordu.

şimdi anlayacağınız durumlar böyle.. En son tutuklamalar ile de suçlamalar şu yönde ;

Tutuklanan ana isim
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e tutuklama kararı verildi
Suçlamalar:
-delil karartma
-bilişim verileriyle oynama
-resmi belgeleri yok etme iddiaları

Vali’nin oğlu: Mustafa Türkay Sonel tutuklandı
Suçlamalar :
kasten öldürme”
Ayrıca bazı haberlerde istismar ve olayla bağlantı iddiaları da yer alıyor

Polis / güvenlik bağlantılı isimler
Gökhan Ertok → eski polis memuru (veri silme/delil yok etme iddiası, tutuklu)
Şükrü Eroğlu koruma polisi (dosyada tutuklananlar arasında)

İl özel idaresi / kamu personeli

Erdoğan Elaldı → İl Özel İdaresi eski çalışanı (tutuklu)

Şimdi size aynı bu olay gibi ama daha önce hiç birinizin ismini duymadığınız birini söyleyeceğim.. YUSUF KAZDAL

Kendisi 9 yaşında. 30 Mart 2009’da Trabzon Of’ta , evinden çöp dökmek için çıkıyor ve bir daha da kendisinden haber alınamıyor..

bu olay yaşandığında dönemin Trabzon Of kaymakamı kim dersiniz? ben söyleyim Tuncer Sonel…

Olayın üzerinden tam 17 yıl geçiyor ve Dosya Of Cumhuriyet Başsavcılığı ve Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'nde hala açık...

Ceset veya somut delil bulunamadı, cinayet şüphesi yüksek olsa da olay hala aydınlatılamadı. yoksa aydınlatılmadı mı ?
Gülistan Doku davası gibi üstü kapatılmaya mı çalışıldı ? iyi ama peki kim tarafından ?

Bu yaşanan olaylar sadece bir dosyayı değil; devlet mekanizmasının bazı kritik noktalarında çalışan kritik isimlerin soruşturma süreçlerini ne kadar etkileyebildiğini ve dosyaların nasıl yön değiştirebildiği gerçeğini gösteriyor..

Bugün geriye dönüp sormak gerekiyor:
“intihar”, “yüksekten düşme” ya da “kayıp” denilerek kapatılan kaç olay gerçekten aydınlatıldı?

Kaçında resmî açıklama yeterli görüldü ve diğer ihtimaller hiç gündeme alınmadı?

Ve kaç dosya, cevaplanmamış sorularla böyle raflara kaldırıldı?

Bu olayla beraber Adalet Bakanlığı bünyesinde Akın Gürlek’in yönlendirmesiyle “faili meçhul ve takipsizlik verilen dosyaları inceleyecek özel bir birim kuruldu”

en önemli soruysa neden şimdi yıllardır çözülemeyen (!) bu faili meçhul davalar şimdi gün yüzüne çıkıyor ?