Prof. Dr. Onur Eşbah, her yıl milyonlarca insanın kanser kelimesini duyduğunda korku duygusunu yaşadığını hatırlatarak, "Bugün kanser, geçmişte olduğu gibi mutlak bir çaresizlik anlamına gelmiyor. Asıl tehlike, hastalığın kendisinden çok geç kalmak" ifadelerini kullandı. Kanseri, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık grubu olarak tanımlayan Eşbah, bu düzenin bozulmasıyla hücrelerin durması gereken yerde durmadığını, çevre dokulara yayılabildiğini ve uzak organlara sıçrayabildiğini aktardı.
Erken Evrede Yakalandığında Tamamen Tedavi Edilebilir
Dünyada ve Türkiye'de en sık görülen kanser türlerinin akciğer, meme, kalın bağırsak, prostat ve mide kanserleri olduğunu belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Eşbah, "Bu kanserlerin önemli bir kısmı, erken evrede yakalandığında tamamen tedavi edilebilir hastalıklardır. Sorun, çoğu hastanın doktora başvurmak için belirtilerin ilerlemesini beklemesidir" dedi.
Yaşam Tarzı Değişiklikleri ile Önlenebilir
Kanserlerin yalnızca yüzde 5–10'unun kalıtsal nedenlerle ortaya çıktığını, geri kalan kısmın yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle ilişkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Eşbah, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, obezite, alkol tüketimi ve çevre kirliliğinin riski belirgin şekilde artırdığını söyledi. Eşbah, "Basit yaşam tarzı değişiklikleriyle kanserlerin en az üçte birinin önlenebileceğini biliyoruz" şeklinde konuştu.
Geçer Diye Beklemek, En Pahalıya Mal Olan Hatadır
Vücudun verdiği sinyallerin dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Eşbah, nedensiz kilo kaybı, geçmeyen yorgunluk, uzun süren ağrılar, dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, ciltte iyileşmeyen yaralar veya vücutta ele gelen kitle gibi belirtilerden söz etti. Prof. Dr. Eşbah, "Bunların çoğu masum nedenlerle ortaya çıkabilir; ancak haftalarca, aylarca devam ediyorsa mutlaka ciddiye alınmalıdır. Geçer diye beklemek, kanserde en pahalıya mal olan hatadır" ifadelerini kullandı.
Geçer Diye Beklemek, Kanserde En Pahalıya Mal Olan Hatadır
Erken tanı ve tarama programlarının hayati önem taşıdığını belirten Eşbah, meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserlerinde uygulanan tarama programları sayesinde hastalığın belirti vermeden yakalanabildiğini kaydetti. Tedavinin kişiye özel hale gelmesinin en önemli gelişmelerden biri olduğunu söyleyen Eşbah, artık tümörün genetik ve moleküler özelliklerine bakılarak tedavi planlandığını, bu yaklaşımın başarı oranlarını ciddi biçimde artırdığını aktardı.
Kemoterapinin hala önemli bir seçenek olduğunu ancak immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerle daha seçici bir anlayışa geçildiğini dile getiren Prof. Dr. Onur Eşbah, özellikle akciğer kanseri, melanom, böbrek ve mesane kanserlerinde immünoterapinin bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Onur Eşbah, açıklamasını, kanserin artık çaresiz bir hastalık olmadığını, yapılması gerekenin korkmak değil bilinçlenmek, tarama programlarını ihmal etmemek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemek olduğunu belirterek tamamladı.




