Bundan bir kaç yıl önceydi...
Bir açıklama geldi...
‘Bizim bir mahallemiz kadar olan Yozgat’ta  150 spor tesisi var.’
*
Bizde oturduk.
Saymaya başladık.
Merkezi kattık.
İlçeleri ekledik.
Beldeleri araya koyduk.
Köyleri sıkıştırdık.
Çıkmıyor.
Çıkmazda...
*
Tesis dediğiniz nedir ki?
*
Yozgat’ta tesis anlayışı.
İki kale.
İki pota.
İki direk.
İki duvar.
Gerisi hikaye.
*
Ballandıra ballandıra anlatıyorlar.
Yarı olimpik tesislere dem vuruyorlar.
Niye olimpik değil?
Yozgat’a bu yeter dendiğinden.
Tesislerimizin hepsi yarım...
Zihniyetten...
*
Mevzuya gelelim.
*
Sporun gelişmesi.
Sporcunun yetişmesi.
Sağlam alt yapının kurulması.
Tesisleşme hamlesinin doğru planlanması ile alakalı...
Saha oluşturmak.
Oyun alanı kurmak.
Yozgat'ı sporda öteye götürmez.
Sadece 'eğlence' anlayışı içerisinde kısıtlı kalır.
Ki öyle de oluyor.
*
Yine bir ara...
Üçgen bir alanı çevirip.
Kale direklerini dikip.
Sentetik çimleri serip.
Kayalar arasına sıkıştırıp.
Futbol sahası diye.
Yutturmaya kalktılar.
İyi mi?
*
Gülelim mi?
Ağlayalım mı?
Kızalım mı?
Teşekkür mü edelim?
Söyleyin ne yapalım?
*
Mesele tesis falan değil.
Mesele spora.
Sporcuya.
İnsana.
Gençliğe verilen değer.
Her şeyden önce insanın kendisine verdiği değer.
Yansımadır.
*
Gerçekçi olmak lazım.
Yarın 'saha'ları 'tesis' diye kimse yutturmaya kalkmasın.
Zira, olmayanı olmuş gibi gösterenleri çok gördük.
Memleketin vebaliyle gidenleri gördük.
Memlekete 'olmaz' diyenleri de gördük.
*
Spor için bir el uzatılmak isteriyorsa.
Kanayan yaraya dönüşen stad inşaatı bitirilmelidir.
Geniş kapsamlı planlanan spor tesis için adımlar atılmalıdır.
Lütfen, 'saha'ları 'tesis' olarak aktarmayın...
Anlatabildim mi?