Yozgat’ta alışkanlıktır.
İnsanlar kendi işi dışında, her şeyi yapması dikkat çekiyor.
Hayret…
Bir anlamda.
‘Abi ben işi her işi yaparım’ anlayışı gibi.
İyi de.
Her işi yapmak.
Yalakalık değil ki.
Yamanmak.
Ranta dönüştürmek.
Ek işe çevirmek değil ki.
Yanlışı, doğru algılamak.
Doğrular yanlışa.
Yanlışlar doğruya çevriliyor.

Siyasetin hareketli günlerine giriyoruz.
Destek.
Katkı.
Sahiplenme.
Çabasına girip.
Ortamı farklılaştıranlar.
Maalesef ‘siyasi’ etiğin anlayışının yıkımına etkin oluyorlar.
*
Kendi işi dışında.
Başkalarının savunmasına geçenler.
Acaba kendilerini nasıl savunacak.
Toplum menfaatini nasıl koruyacak.
Kendi itibarını.
Kendi öz benliğini.
Nasıl anlatacak?
Kendi iradesi kaybolurken.
Yaşayacağı ezikliği nasıl kapatacak.

Siyasilerin ‘sandık’ çabasını anlarım.
Ama, yandaş görünenlerin.
Yalakalık yapıp.
Kendilerine ‘makam’sal yer edinmeye çalışmaları da anlarım.
Lakin.
Menfaat ve çıkar uğruna.
Bir anlamda girişimci ruhuyla.
Toplumsal bölünmelere yol açmalarına anlam veremem.
Herkes kendi işine bakarken.
Siyasal bakış diyerek.
Ayrışmaya yol açanları da anlayamam.
*
Toplum.
Toplum içinde bulunduğu kent.
Ötesi bizi ilgilendirmez.
Bu yüzden.
Topluma.
Kente zarar verir noktaya geliyor ise.
Tartışılması.
Birkaç kelam edilmesi kanısındayım.

Yozgat’ta sorunlara ilişken tek ses çıkmaz…
Çok seslilik iyi dense de.
Çok seslilik bizde.
Yalakalıktan.
Yamanmaktan.
Gruba dahil olmaktan.
Tarafını belirlemekten.
Öteye gitmiyor.
Yani.
Kendisinin değil de.
Başkasının dediğini benimseyen kişiler.
Toplum içerisinde kendisini kabul ettirme çabasında olduğundan.
Gerçek sorunlara da eğilmek güç oluyor.
Temel sorunlarımızın başında da bu geliyor.
Herkes, her işi yaparken.
Kendi işini bırakıyor.

14 Mayıs'a giderken.
Siyasetçilerden çok.
Yandaşların sesi yükseliyor.
Anlatabildim mi?