Yatırım fonlarında meydana gelen temerrütler ve usulsüzlüklerin ardından başlatılan adli ve idari soruşturmalar sürerken, binlerce tasarrufçunun kilitlenen birikimlerini geri alma sürecine ilişkin yeni bir yol haritası netleşiyor. Cumhurbaşkanlığı nezdinde yürütülen zirvelerde ve ekonomi kurmaylarının yaptığı değerlendirmelerde, ortaya çıkan devasa bilançonun toplumsal ve siyasal etkilerini azaltacak kademeli bir ödeme mekanizması üzerinde duruluyor. Toplam alacaklı sayısının büyük bir kısmını oluşturan küçük yatırımcıları korumayı amaçlayan taslak çalışmada, fonların mali durumuna ve risk seviyelerine göre belirlenen 7 ayrı grup üzerinden adım atılması planlanıyor.

KADEMELİ ÖDEME TAKVİMİ NASIL İŞLEYECEK?

Tasarlanan ödeme modelinin ilk halkasını 1 milyon liranın altında bakiyesi bulunan küçük tasarrufçular oluşturuyor. Bankacılık kulislerinden sızan bilgilere göre, 455 bini aşan yatırımcı kitlesini rahatlatmak adına kademeli bir eşik sistemi uygulanacak. İlk etapta 250 bin liraya kadar olan alacakların kapatılması, ardından bu sınırın 500 bin liraya ve nihayetinde 1 milyon liraya çıkarılması öngörülüyor. Böylece mağdur profilinin ezici çoğunluğu kapsama alınarak toplumsal huzursuzluğun önüne geçilmesi hedefleniyor. Bunun yanı sıra, bünyesinde yeterli likidite ve sağlam varlık barındıran bazı fonların tasfiye kapsamı dışına çıkarılarak yatırımcılarına doğrudan ödeme yapmasının önü açılacak.

KAMU KAYNAĞI KULLANILACAK MI?

Hazırlanan tasfiye planındaki en kritik soru işaretlerinden birini, ödemeler esnasında Hazine veya kamu kaynaklarına başvurulup başvurulmayacağı oluşturuyor. Siyasi otoritenin seçim öncesi mağduriyetleri hızla giderme isteğine karşın, yüksek risk alarak serbest fonlara yatırım yapan kişilere kamu bütçesinden aktarım yapılmasının ciddi bir toplumsal tepkiye yol açabileceği değerlendiriliyor. Ekonomi yönetiminde kabul gören genel yaklaşım, devlet kaynaklarının doğrudan bir transfer aracı olarak kullanılmaması, bunun yerine Takasbank teminatları ve Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) gibi mevcut fon varlıklarının likide çevrilmesi yönünde. Kamunun yalnızca geçici bir finansman havuzu sağlasa dahi bu tutarı sonradan tahsil etmesi gerektiği, aksi durumun borsa yatırımlarına örtülü bir devlet garantisi algısı yaratarak serbest piyasa ilkelerini zedeleyeceği vurgulanıyor.

RİSK DERECESİNE GÖRE TAHSİLAT FARKI: SERBEST VE PARA PİYASASI FONLARINDA SON DURUM

Ödeme miktarını ve süresini belirleyen ana etkenlerden biri de fonların taşıdığı risk profili olacak. Risk derecesi 1 ile 2 arasında değişen likit ve para piyasası fonlarında bulunan yatırımcılar, teminat yapısının sağlamlığı sayesinde paralarının önemli bir kısmını kısa süre içerisinde geri alabilecek. Buna karşılık, 6 ve 7 risk derecesine sahip serbest fonlarda durum daha karmaşık bir seyir izliyor. Soruşturma sürecinde portföyündeki hisse senetleri yüzde 50 ila 60 oranında değer kaybeden serbest fon yatırımcılarının ciddi bir kayıpla yüzleşeceği tahmin ediliyor. Adli boyutta ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) üzerinden son aylardaki hesap trafiğini incelemeye alması ve şüpheli sermaye çıkışlarını takibe devam etmesi, tasfiye sürecinin zamana yayılacağını gösteriyor.

Muhabir: Haber Merkezi