Siyasette yüzde 1, yüzde 99’dan büyüktür.
Anlayan, kazanmıştır.
Listelerde seçilebilecek yerden.
Sandıktan ise Ankara’nın yoluna düşerek çıkmıştır.
Örnekleri bol.
*
'Ben varım. Listedeyim' deyip...
Yan gelip yatanlar.
Rehavete kapılıp.
Ağustos böceği gibi eğlenenler.
Boylarını ölçüsünü aldılar.
*
Yozgat’ın havasından mıdır?
Yoksa suyu mudur?
Bilinmez.
Yıllardır birilerini referans gösterip.
Aday olduğunu.
Hatta listede yer aldığını beyan edenler.
Hayal kırıklığı yaşayıp.
Siyasetin yok olmuşlardır.
Bürokrasiyi, siyasetle karıştırdıklarından.
Kroşe yiyip, kenara çekilmişlerdir.
*
Ankara’dan yola çıkıp.
Sahaya gelenler.
Rakiplerini küçümsediler.
Maçı alacaklarına inanıp.
Çevresindekilerini de inandırmaya kalktılar.
İnananlar da yok değil hani.
Olsun.
Bertaraf olmaktansa, taraf olmayı yeğlediler.
Yine, kaybeden tarafta olmaları acı.
*
Bürokrasinin üst düzeyi ayağıyla.
Seçime katılanlar.
Emekliliği gelip.
Hizmet etmeyi ifade edenler.
Asık suratla halkın arasına girenler.
Bu yolda ne kadar gerçekçi olduklarını gösteriyorlar.
Böyle bir ortamda.
Seçildiklerinde Yozgat’a ne verecekleri de malum.
Hiçbir şey.
*
Gerçekçi olmak lazım.
14 Mayıs farklı olacak.
Derin başlangıçlar.
Derin değişimler.
Derin yapılanmalar getirecek.
Cesaret gösterip.
Medeni haklarını kullananlar.
Bu derin olguların parçasına dönüşecek.
*
Süreç işliyor.
İsimler ortaya çıkıyor.
Kimi aday olmak istediği Yozgat'tan...
Kimi kendini göstermek istediği başkentten...
*
Mevzu.
Memleketin kendisi.
*
Siyasal adımlarla.
Topluma dokunmak.
Siyasal anlayışla.
Vatandaşa inmek.
Siyasal düşünceyle.
Kendi planlamak.
Sürecin yansımasına dönüşüyor.
*
Böyle bir ortamda.
Listelerin kesinliğini ortaya koymak.
İsimler üzerinden 'lise' oluşturmak.
Havanda su dövmekten başka bir şey değil.
*
Siyasette hiçbir şey kesin değildir.
Anlatabildim mi?