40 yıllık kütüphaneci Selahatt in Öztürk’ün meslek hikayesi, okul yıllarında yaşadığı küçük bir kırgınlıkla başladı. Ödev yapmak için gittiği kütüphanede bir çalışanın raftaki kitabı kendisine vermemesi, Öztürk’ün meslek tercihinde belirleyici oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü’nü yedinci tercihinde kazanan Öztürk, yıllar sonra aynı kitabın birinci cildini buldu. Ahmet Kabaklı’nın Türk Edebiyatı eserinin 1967 tarihli baskısı, onun için sıradan bir kitap olmaktan çıktı. İstanbul’daki mesleki deneyiminin ardından memleketi Yozgat’a dönen Öztürk, yüzlerce koli kitap ve dergiyi de beraberinde getirerek kişisel koleksiyonunu hemşehrilerinin kullanımına açmaya başladı.

Vermedikleri Kitabın Peşine Düştü, Yozgat’a Müze Kuracak Arşivi Topladı! (5)

Selahattin Öztürk Kitap Koleksiyonunu Yozgat’a Taşıdı

İstanbul'daki kütüphanecilik eğitiminin ardından farklı kurumlarda çalışan Selahattin Öztürk, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Kütüphanesi’nde de bir yıl yarı zamanlı görev yaptı. Meslek hayatı boyunca biriktirdiği yayınlar zamanla büyük bir koleksiyona dönüştü.

Öztürk, Yozgat’a dönüş kararını anlatırken İstanbul ile memleketi arasındaki kütüphane erişimi farkına dikkat çekti. İstanbul’da insanların çok sayıda kütüphaneye ulaşabildiğini belirten Öztürk, Yozgat’ta ise mevcut kütüphanelerdeki kitapların önemli bölümünün kullanılamaz durumda olduğunu ifade etti.

Bu düşünceyle yaklaşık 550 koli kitap ve dergiyi Yozgat’a getiren Öztürk, memleketinde üç yılı geride bıraktı. Bu süreçte koleksiyona yaklaşık 150 koli daha eklendi. Kitapların bir bölümü okullara ve çeşitli kurumlara bağışlandı. Özellikle kütüphanesi bulunmayan okullar için öğrencilerin ilgi alanlarını belirleyen Öztürk, buna göre kitap seçimleri yaparak yayınları gençlerle buluşturdu.

Koleksiyonun ana bölümünü ise yeni yapılan İlhak Kütüphanesi’nde değerlendirmeyi planlıyor. İlk etapta yaklaşık 4 bin kitabın, belki daha fazlasının, okuyucuların kullanımına sunulması hedefleniyor.

Vermedikleri Kitabın Peşine Düştü, Yozgat’a Müze Kuracak Arşivi Topladı! (4)

4 Bin Kitap ve Binlerce Süreli Yayın Okuyucularla Buluşacak

Selahattin Öztürk’ün koleksiyonu yalnızca kitaplardan oluşmuyor. Arşivinde farklı dillerden ve konulardan 400’ün üzerinde sözlük, Atatürk ve Atatürk’le ilgili yaklaşık 500 eser ile binlerce gazete ve dergi bulunuyor.

Koleksiyonun en dikkat çekici bölümlerinden biri ise süreli yayınlar. Yaklaşık 4 bin gazete ve dergiden oluşan arşivin en eski örneklerinden biri 1869 tarihli Mümeyyiz dergisi. Öztürk, bu yayınların Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle Yozgat’ta hazırlanması planlanan Türkiye Süreli Yayınlar Müzesi’nde araştırmacıların ve vatandaşların kullanımına sunulacağını belirtti.

Öztürk’e göre müzenin hedefi yalnızca eski yayınları sergilemek değil. Dijital kopyaların da kullanıcılarla buluşturulması planlanıyor. Böylece fiziksel olarak korunması gereken nadir yayınlar, daha geniş bir kitle tarafından dijital ortamda incelenebilecek.

Müzenin hazırlıklarının tamamlanmasının ardından yıl sonuna doğru kullanıma açılması hedefleniyor. Koleksiyonda bulunan yayınların tasnifi ve sergileme hazırlıkları ise sürüyor.

Vermedikleri Kitabın Peşine Düştü, Yozgat’a Müze Kuracak Arşivi Topladı! (3)

Osmanlıca Gazete ve Dergilerin Latin Harfli Kopyaları da Sergilenecek

Türkiye Süreli Yayınlar Müzesi’nin bir başka bölümünü Osmanlıca yayımlanmış gazete ve dergilerin günümüz harflerine aktarılan nüshaları oluşturacak. Öztürk, koleksiyonunda orijinaliyle birlikte Latin harflerine aktarılmış yaklaşık 30 gazete ve dergi kopyası bulunduğunu belirtiyor.

Bu yayınlar arasında Resimli Kitap dergisi de yer alıyor. Toplam 51 sayı yayımlanan derginin tamamı, Türk Tarih Kurumu tarafından yürütülen çalışma kapsamında Latin harflerine aktarılıyor. Öztürk, ortaya çıkan yeni baskıları Osmanlıca orijinalleriyle birlikte müzede sergilemeyi planlıyor.

Günümüz harflerine aktarılan süreli yayınların sayısı ise 100’ü aşmış durumda. Bu çalışmalar, eski dönem basınını Osmanlıca bilmeyen araştırmacılar ve okuyucular açısından daha erişilebilir hale getiriyor.

Koleksiyondaki nadir örneklerden biri de Rus esir kamplarında yayımlanan Vavela adlı gazete. Bir subay tarafından esaret döneminde çıkarılan ve yaklaşık 100 sayı yayımlanan gazetenin nüshaları, esaretin sona ermesinin ardından Türkiye’ye getirildi ve TBMM Kütüphanesi’ne teslim edildi. Kültür Bakanlığı tarafından da yayın iki cilt halinde günümüz harflerine aktarıldı.

Vermedikleri Kitabın Peşine Düştü, Yozgat’a Müze Kuracak Arşivi Topladı! (2)

1800 Tarihli El Yazması Konferansların Dikkat Çeken Parçası

Öztürk’ün koleksiyonunda farklı dönemlere ait nadir kitaplar da bulunuyor. Bunlardan biri 1800 yılında yazılmış bir el yazması. Öztürk, bu eseri özellikle okullarda verdiği konferanslarda gençlere gösteriyor.

Kitabı yalnızca uzaktan tanıtmak yerine öğrencilerin el yazması bir eserin nasıl göründüğünü anlamaları için dokunmalarına da izin verdiğini anlatan Öztürk, böylece kitap tarihini somut bir örnek üzerinden aktarıyor.

Koleksiyonda ayrıca Paris’te basılmış, 1803 ve 1805 tarihleriyle ilgili farklı kayıtlar taşıyan Fransızca bir eser bulunuyor. Öztürk bu nadir yayınları da konferanslarında kullanıyor. Eski kitapların yalnızca raflarda saklanan nesneler olmadığını, doğru anlatıldığında gençlerle geçmiş arasında bağ kurabildiğini düşünüyor.

Vermedikleri Kitabın Peşine Düştü, Yozgat’a Müze Kuracak Arşivi Topladı! (6)

Kitaplarını Yazarlarına Göre Tasnif Ediyor

Öztürk’ün kişisel arşivindeki tasnif sistemi de dikkat çekiyor. Koleksiyonda kitapları konu veya yayın tarihinden önce yazar merkezli bir yaklaşımla gruplandırıyor.

Kazım Karabekir, Nazım Hikmet ve Mehmet Akif Ersoy gibi isimlerin eserleri ile bu yazarlar üzerine hazırlanan çalışmalar aynı bölümlerde tutuluyor. Nazım Hikmet’in Jokond ile Si-Ya-U adlı eseri de koleksiyonda yer alan kitaplardan biri.

Dede Korkut üzerine yapılan çalışmaların yanı sıra Ahmet Altan, Orhan Pamuk, Zülfü Livaneli, Mustafa Kutlu ve Nurettin Topçu gibi yazarların eserleri de koleksiyonda ayrı gruplar halinde bulunuyor. Öztürk’ün daha önce görev yaptığı Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları da arşivde iki rafı dolduruyor.

Bu yöntem, koleksiyondaki belirli bir yazarın eserlerine ulaşmak isteyen araştırmacılar açısından da kolaylık sağlıyor. Öztürk, bir kitabın yalnızca içeriğiyle değil, yazarının düşünce dünyasıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Vermedikleri Kitabın Peşine Düştü, Yozgat’a Müze Kuracak Arşivi Topladı! (7)

Kütüphanecinin “Sessiz Sevgilileri” Kitaplar

Öztürk için kitap koleksiyonculuğu yalnızca mesleki bir birikim değil, aynı zamanda duygusal bir bağ anlamına geliyor. Her kitabın yazarının duygu ve düşüncelerini kendine özgü biçimde aktardığını söyleyen Öztürk, kitaplarla geçirilen zamanın kendisine huzur verdiğini ifade ediyor.

Bu nedenle kitap ve dergilerini “sessiz sevgililer” olarak tanımlıyor. Ona göre kitap okumak zorunluluk haline geldiğinde ortaya çıkan duygudan farklı olarak, insanın sessizlik içinde kitaplarla vakit geçirmesi kendine özgü bir keyif taşıyor.

Yozgat’a taşıdığı koleksiyonun temel amacı da bu bağı daha geniş bir çevreye ulaştırmak. Yıllar içinde biriktirdiği kitapların raflarda yalnız kalmasını istemeyen Öztürk, özellikle gençlerin bu eserlerden yararlanmasını hedefliyor.

Kütüphanecilik mesleğine, yıllar önce kendisine verilmeyen tek bir kitap üzerinden başlayan Öztürk’ün hikayesi bugün binlerce kitabın ve süreli yayının başka okuyuculara ulaşmasıyla devam ediyor.

Muhabir: Sevgi Ay