1953 yılında Yozgat'ta dünyaya gelen Erbaş, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını memleketinde geçirdi. Uzun yıllar kamu görevinde çalışmasının ardından tüm üretimini edebiyata yönelten usta şair, eserlerinde insanın iç dünyasını, yalnızlığı, yoksulluğu, aşkı ve toplumsal meseleleri yalın ancak güçlü bir dille işlemeye devam ediyor.
"Şiirin Asıl Malzemesi Dildir"
Şiirin temelini oluşturan unsurun dil olduğunu ifade eden Erbaş, duyguların ancak doğru kelimelerle anlam kazandığını belirtti.
Şiirin yalnızca yaşanmışlık ya da duygu aktarımı olmadığını dile getiren Erbaş, "Bir şiiri şiir yapan şey, dilin doğru kullanılmasıdır. Kelimelerin ritmi, sesi ve taşıdığı anlam şiirin ruhunu oluşturur. Bazen tek bir kelimenin yerine oturması günler hatta aylar sürebilir. Çünkü şiir aceleyle yazılmaz." dedi.

Farklı Kültürler Şiirini Besledi
Şükrü Erbaş, yalnızca Türk şiirinden değil, dünya edebiyatından da beslendiğini söyledi.
Özellikle Arapça şiirin ritmi, Fars şiirinin derinliği ve İngilizce şiirin modern anlatım biçimlerinin kendisini etkilediğini belirten Erbaş, farklı kültürlerin şiire yeni bakış açıları kazandırdığını ifade etti.
Başarılı bir şair olmanın yolunun sürekli okumaktan geçtiğini vurgulayan Erbaş, "Okumadığınız zaman kelimeler azalır, dil fakirleşir. Yazmanın en önemli şartlarından biri iyi bir okur olmaktır." değerlendirmesinde bulundu.
"Şiir Toplumdan Kopuk Olamaz"
Şiirin yalnızca bireysel duyguların değil, toplumun yaşadığı olayların da sesi olduğunu belirten Erbaş, eserlerinde hayatın gerçeklerinden uzak kalmadığını söyledi.
Yoksulluk, adaletsizlik, yalnızlık ve kaybolan insani değerlerin doğal olarak şiirlerine yansıdığını ifade eden usta şair, şiirin slogan atmaması gerektiğini ancak yaşananları da görmezden gelemeyeceğini dile getirdi.

"Yaş Aldıkça Şiirin Sesi Değişiyor"
Yıllar içerisinde şiir anlayışının da olgunlaştığını söyleyen Erbaş, gençlik dönemindeki sert ve keskin söylemin zamanla daha dingin bir dile dönüştüğünü anlattı.
Şairin yaş aldıkça yalnızca hayatı değil, kelimeleri de farklı değerlendirdiğini belirten Erbaş, şiirin özünün değişmediğini ancak anlatım biçiminin zamanla doğal olarak dönüştüğünü ifade etti.
"Son Nefesime Kadar Yazacağım"
Yazmayı bırakmayı hiçbir zaman düşünmediğini vurgulayan Şükrü Erbaş, emekliliğin meslekler için geçerli olduğunu ancak yazmanın yaşamın kendisi olduğunu söyledi.
"Yazı benim için bir iş değil, hayat biçimi. Yazmadığım zaman kendimi eksik hissediyorum. Belki daha yavaş yazarım ama son nefesime kadar yazmaya devam edeceğim." ifadelerini kullanan Erbaş, genç yazarlara da sabırlı olmaları çağrısında bulundu.

Genç Şairlere Tavsiyesi: Önce Hayatı Okuyun
Şiire ilgi duyan gençlere önemli tavsiyelerde bulunan Erbaş, sadece kitap değil, hayatın da okunması gerektiğini söyledi.
Kendi sesini bulmanın zaman aldığını belirten usta şair, gençlerin başkalarını taklit etmek yerine özgün bir anlatım geliştirmeleri gerektiğini vurguladı.
Şöhret ya da ödül odaklı bir anlayışın yazının önüne geçmemesi gerektiğini ifade eden Erbaş, "Yazmak uzun soluklu bir yolculuktur. Sabırla, dürüstlükle ve inatla yürünmesi gereken bir yoldur. Vazgeçmeyin." sözleriyle genç edebiyatçılara seslendi.



