Amerika Birleşik Devletlerinde enflasyon verilerinin beklentilerin altında kalması piyasalardaki faiz indirim ihtimallerini güçlendirdi. Yazar ve ekonomist Selçuk Geçer yayımladığı son değerlendirme videosunda bu tablonun değerli metal piyasalarına yansımalarını analiz etti. Küresel çaptaki jeopolitik gerilimlere rağmen ons altının 4 bin dolar sınırında tutunması yeni bir yükseliş dalgasının hazırlığını gösteriyor.

ONS ALTINDA YENİ HEDEFLER

Geçer piyasa oyuncularının faiz artırımı beklentisinden uzaklaştığını ve Çin'in fiziki talebinin fiyatları yukarı ittiğini belirtti. Analist bu süreci şu sözlerle anlattı:

"Bütün bunları okuyan piyasalarda artık Fed'in bir faiz arttırımı yapacağı kanaatinde değiller... Altın onsu bir önceki Amerika İran geriliminde 4.000 dolarlara kadar gelmişti ama tekrar Amerika İran didişmesi arttığında sadece 3990 80 dolarlara kadar geldi ve hızlı bir şekilde tekrar kendisini 4.000 doların üzerine atıp oralarda tutunmaya çalışıyor. Bu aslında altının yükselmek istediğini, yükselişe hazırlandığını bize gösteriyor. Bir yandan da Çin ucuzdan altın toplamaya devam ediyor. Bu da altını yukarıya doğru baskılıyor. Buna bir de Fed faiz indirimleri süreci eklenirse aynen sizlere daha önce de söylediğim gibi altın fiyatlarında zıplama hareketleri görmeye başlayacağız. Önce 4500 sonra 5.000 ardından 5500 rekor seviyesi ve oranın kırılması ile birlikte de yeni hedeflere yani 7.000 ve 10.000 dolar hedeflerine doğru giden bir altın ons fiyatı göreceğiz."

REKOR DIŞ BORÇ VE KUR RİSKİ

Küresel çaptaki bu devasa hareketliliğin yurt içine yansıması döviz kurlarındaki seyre kilitleniyor. Ekonomist Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine dayanarak ülkenin döviz açığının sürdürülemez bir noktaya ulaştığını savundu.

Kısa vadeli dış borç stoku 242 milyar doları aşarak rekor kırdı.

Geçer bu verinin piyasaya olası etkisini şu ifadelerle değerlendirdi:

"Türkiye'nin kur riski her geçen gün biraz daha artmaya devam ediyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası açıkladı. Kısa vadeli dış borç stoku 242 milyar dolara gelmiş durumda. Bakın bir kez daha söylüyorum. Kısa vadeli dış borç yani 1 yıl içerisinde ödenmesi gereken borç miktarı 242 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye gelmiş durumda. Bu dövize olan talebin her geçen gün biraz daha arttığını bize gösteriyor ve kırılganlığın da çok net bir şekilde arttığını gösteriyor... Devletin dövize olan ihtiyacını bize çok net bir şekilde gösteriyor. Değer sektörünün döviz açığı, cari açık gibi etkenleri de işin içine kattığımızda Türkiye'de çok net bir kur şoku ihtimali oluşmuş durumda."

YABANCI SERMAYEYE EKSTRA TAVİZ

Hazine'nin döviz kurlarını belirli bir seviyede tutmak için bütçeden kaynak ayırması eleştirilerin merkezinde yer alıyor. Geçer yabancı yatırımcıyı ülkede tutmak için ödenen yüksek maliyeti Citibank raporuna atıf yaparak deşifre etti. Belgedeki veriler Türkiye'nin kur riski primi olarak yüzde 12,6 oranında ek faiz ödediğini gösteriyor.

Ekonomist 2018 yılındaki kriz döneminde bile bu oranın yüzde 7 seviyesinde kaldığını hatırlatarak durumu şu şekilde aktardı:

"City'nin yayınladığı rapora... İlk bakışta rapora baktığımızda her şey oldukça olumlu görünüyor... Raporun satır aralarını okuduğunuzda bambaşka bir tabloyla karşı karşıya kalıyorsunuz... Evet, Türkiye'ye gelebiliriz ama bunun karşılığında bize olağanüstü yüksek faiz ödemeniz gerekiyor... Bu fazladan istenen getirinin adına ise kur riski primi deniyor... Bugün bu kur risk primi 12.6 seviyesine kadar gelmiş durumda... 16 yılın en yüksek seviyesi arkadaşlar... 2018 krizinde... Bile Türkiye'nin kur risk birimi sadece yüzde 7 seviyesindeydi arkadaşlar. yüzde 7... Bugünse yüzde 40'lık faiz yerine yüzde 52.6'lık faiz istiyor. Korkunç bir rakam... Bizim hazine 12.6 puan daha fazladan faiz ödemesi yapıyor ve diyor ki kardeşim merak etme ben kuru baskılayacağım... Hem sana yüksek faiz vereceğim hem de kuru sabit tuttuğum için sen ekstra bir kazanç sağlayacaksın. Böylece ülkenin içini istediğin gibi boşaltacaksın diyor."

GRAM ALTIN İÇİN PATLAMA BEKLENTİSİ

Yüksek faiz ve kur garantisiyle sürdürülen bu sistemin tıkanması ağır faturalar yaratıyor. Yabancı yatırımcıların yüksek faize rağmen bu riski almayı reddettiği gün sistemin bütünüyle çökeceği savunuluyor. Geçer gram altının akıbetini belirleyecek o kırılma anını şu uyarıyla bitirdi:

"Peki bu iş bittiğinde ya da döndürülemez hale geldiğinde yani yüksek faiz versem bile bu riski birileri kabul etmemeye başladığında ne olacak? İşte o gün biz ciddi bir kur şokuyla karşı karşıya kalacağız ve bir anda doların olmadık yerlere gittiğini görüvereceğiz. Ve o günlerde işte gram altın konuşacağız arkadaşlar. O gün geldiğinde bambaşka gram altın değerleri konuşmaya başlayacağız."

Muhabir: Haber Merkezi