Pandemi döneminde aldıkları ani bir kararla köye yerleşen çift, KOP (Konya Ovası Projesi) desteği sayesinde kurdukları bahçede organik çilek üreterek hem huzuru buldu hem de ezber bozan bir kazanç kapısı araladı.
‘Ankara’da 10 Yıl Boyunca Düzenli Güneş Görmemişim’
Doğma büyüme Ankaralı olan üniversiteyi orada bitirip iş hayatına yine başkentte atılan Gül Akyol, köye dönüş hikayelerini anlatırken şehir hayatının insanı nasıl tükettiğine değiniyor. Korona günlerinde eşiyle baş başa verip sadece 3 gün içinde Bahadın’a taşınmaya karar verdiklerini belirten Akyol, metropol hayatı ile köy yaşamı arasındaki farkı şu sözlerle özetliyor:
"Ankara'daki yaşantımızı korona döneminde sonlandırdık. 3 gün içinde karar verip buraya Bahadın'a eşimle birlikte geldik. 4 dönüm domates yaparak başladım. 3 yıl başarılı da olduk. Ondan sonra eşim de kendi inşaat işini kurdu o süreçte. Sonra çileği deneyelim dedik. 2 yıldır çilek yapıyorum. İki bahçem vardı. Birini geçen sene sel aldı götürdü. Bu bahçede işte ilk ürünlerini bu sene verdi. Köyde yaşamak Ankara'dan daha kolay aslında. Ankara'da gündüz işe gidiyorsunuz. Akşama kadar çalışıyorsunuz, yemek yiyorsunuz, televizyon izliyorsunuz, yatıyorsunuz. Ben 10 yıl güneş görmemişim düzenli işim olduğu sürece. Ama buraya geldiğinizde doğayı kokluyorsunuz, nefes alıyorsunuz, para kazanıyorsunuz."
Sel Felaketi Bile Onları Durduramadı
Bahadın’a ilk geldiklerinde işe 4 dönümlük bir alanda domates yetiştirerek başlayan Akyol çifti, bu süreçte oldukça başarılı oldu. Toprağı işledikçe daha fazlasını yapabileceklerini fark eden çift, ardından çilek üretimine göz kırptı. Ancak tarım yapmak her zaman güllük gülistanlık olmuyordu; geçen yıl yaşanan büyük bir sel felaketi iki çilek bahçesinden birini tamamen yuttu. Yaşadıkları bu büyük kayba ve doğanın sert yüzüne rağmen pes etmeyen azimli çift kalan tarlalarına gözü gibi bakarak bu yıl ilk organik çilek hasadını almayı başardı.
Akyol’un Ankara’daki ailesi ve arkadaşları ise bu kararı ilk duyduklarında büyük bir şaşkınlık yaşamış. Hatta ilk yıllarda başarısız olacaklarından korktukları için ağabeyi her yaz tatilinde güvende olup olmadıklarını kontrol etmek amacıyla Bahadın’a ziyarete gelmiş. Ancak çiftin elde ettiği başarı ve mutluluk, tüm bu endişeleri boşa çıkarmış.
KOP Desteği ve Organik Tarımla Gelen Başarı
Geleneksel olarak buğday ve arpa tarımının yaygın olduğu Yozgat topraklarında alternatif ürünlerin de yetişebileceğini kanıtlamak istediklerini söyleyen Gökhan Akyol, üretim sürecinin arka planını anlattı. Bahadın Belediye Başkanı Sami Eroğlu’nun yönlendirmesiyle KOP projesine başvurduklarını ve iki dönümlük alanda çilek ekimi gerçekleştirdiklerini belirten Akyol, bölge halkına da rehberlik ettiklerini ifade etti:
"KOP projesiyle iki dönümlük bir alanı çilek yaptık geçen sene. Bir sel felaketinden sonra bugün çileklerimiz çok iyi duruma geldi. Bölge halkımızda daha çok buğday ve arpa ekimi var. Hem halkımıza örnek olsun hem de farklı ürünleri deneyelim diye çileğe girdik. Şu anda da gayet iyi çileklerimiz var. Sanırım başardık bu sene."
Gurbetçilerin ve Ziyaretçilerin İlgi Odağı Oldu
Bahadın'da yeşeren bu çilek bahçesi, sadece yerel halkın değil, tatil için memleketine dönen gurbetçilerin de uğrak noktası haline geldi. Bayram tatilini geçirmek üzere yurt dışından Bahadın’a gelen Haydar Altınkaynak da çilek tarlasını gezip kendi elleriyle hasat yapanlardan biri. Köyün içinde böyle bir güzellikle karşılaşmaktan mutluluk duyduğunu belirten Altınkaynak hem belde belediyesine hem de bu üretimi başlatan Akyol çiftine teşekkürlerini iletti.
Ankara’nın yoğun temposundan kaçıp Yozgat’ın toprağına sığınan Akyol çifti, doğru projeler ve kararlılıkla birleştiğinde köyde yaşamanın hem ruhsal hem de ekonomik olarak ne kadar tatmin edici olabileceğini tüm Türkiye'ye kanıtlamaya devam ediyor.