Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi, yeni akademik yıla düzenlenen açılış dersiyle başladı. Birinci sınıf öğrencileri, öğretim üyeleri ve davetlilerin katıldığı programda ilk dersi Rektör Prof. Dr. Evren Yaşar verdi.
Konuşmasına üniversite kavramının kökenini anlatarak başlayan Yaşar, kelimenin Latince "hocaların ve öğrencilerin birliği" anlamına geldiğini belirterek bunun bir bina değil bir topluluk tanımı olduğunu vurguladı. Yaşar, bu anlayışın Anadolu'daki karşılığının ahilik geleneği olduğunu söyledi: "Ahilikte de usta çırağını yalnızca zanaatı öğreterek yetiştirmez; ona bir ahlak, bir yemin ve bir sorumluluk devreder. Tıp eğitimi bugün hâlâ böyle yürür. Bilgiyi kitaptan, beceriyi ve vicdanı ustadan öğrenirsiniz." Tıp fakültesini diğer fakültelerden ayıran özelliklere değinen Rektör Yaşar, mesleğin hata payı bırakmadığına dikkat çekti: "Mühendiste prototip, hukukçuda temyiz vardır. Hekimlikte hastanın ikinci nüshası yoktur."
Konuşmasında Anadolu'nun şifa mirasına geniş yer veren Yaşar, 1206'da Kayseri'de kurulan Gevher Nesibe Şifahanesi'nde hastane ile tıp medresesinin bitişik inşa edildiğini, 1228 tarihli Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın bugün UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunduğunu hatırlattı. Rektör, vakfiyelerde hastaların zengin-fakir ayrımı yapılmaksızın ve ücretsiz tedavi edilmesinin şart koşulduğunu belirterek, "Sağlığın bir hak olduğu fikri bu coğrafyada, modern refah devletlerinden yüzyıllar önce yazılı hale getirilmiştir" dedi.
14 Mart'ın anlamına da değinen Yaşar, Tıp Bayramı'nın işgal altındaki İstanbul'da 1919'da tıp öğrencilerinin yaptığı protestoya dayandığını, bu nedenle bayramın "bir bilim bayramı olduğu kadar bir vicdan bayramı" olduğunu ifade etti. Öğrencilere örnek olarak Amasyalı Sabuncuoğlu Şerefeddin'i, adını dünya tıp literatürüne yazdıran Hulusi Behçet'i ve mikronöroşirürjinin kurucusu Gazi Yaşargil'i anan Rektör Yaşar, ünlü bilim insanı ve hekim Aziz Sancar'dan bahsetti: "Aziz Sancar bir tıp fakültesi mezunudur ve Nobel'den önce Savur'da pratisyen hekimlik yapmıştır. Bu bir motivasyon cümlesi değil, tarihsel bir vakadır." Dersin son bölümünde mesleğin geleceğini ele alan Yaşar, yapay zekânın görüntü yorumlama ve klinik karar desteğinde hekimin yanında kalıcı olarak yer alacağını, hassas tıp ve yaşlanan nüfusun ağırlığı rehabilitasyon ve palyatif bakıma kaydıracağını belirtti. Hekimin rolünün "bilgiyi hatırlayan" olmaktan "bilgiyi doğrulayan ve sorumluluğu üstlenen" kişiye kaydığını söyleyen Rektör, dersi şu sözlerle bitirdi:"Araçlar değişiyor. Değişmeyen şey, hastanın yatağının başında durmaktır. Algoritma öneri verir; imzayı hekim atar."



