Avrupa'da yakın zamanda Fransa'nın Paris kentinde yüzden fazla insanın aşırı sıcak nedeniyle hayatını kaybettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Akdağ, "Ülkemizde de maalesef özellikle son birkaç ayda hayatını kaybeden vaka sayısında ciddi artış yaşandı" dedi.

"Sıvı Ve Mineral Kaybı Elektrolit Dengesini Bozuyor"
Prof. Dr. Akdağ, sıcak havanın vücut üzerindeki etkilerini şöyle açıkladı: "Hava sıcaklığı hem kalp sağlığımızı hem de genel metabolizmamızı olumsuz yönde etkilemektedir. Hava sıcaklığındaki ani artışlar vücuttan sıvı ve mineral kaybına yol açar. Bu da vücuttaki elektrolit dengesini olumsuz yönde etkiler. Bunun neticesinde hem ritim bozukluklarında hem de kalp krizi vakalarında artış görülebilir."
Bununla beraber damar genişlemesi yaşandığını ve bunun tansiyon dengesizliğine yol açtığını belirten Prof. Dr. Akdağ, özellikle ilaç kullanan kalp hastalarında yaz aylarında tansiyon değerlerindeki oynamaların çok sık görüldüğünü vurguladı.

"Günde 2,5-3,5 Litre Su Tüketilmeli"
İdrar söktürücü ilaç kullanan hastaların daha dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Akdağ, sıcaklıkla birlikte sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve klor dengesinde bozulmaların sık görüldüğünü söyledi.
Sıvı tüketimi konusunda önerilerde bulunan Prof. Dr. Akdağ, "Susamasak bile mutlaka su ve sıvı tüketmemiz önem arz etmektedir. Sıvı tercihi olarak su, ayran, kefir ve özellikle maden suyu gibi içecekleri öneriyoruz. Çay ve kafein içeren kahve gibi içecekler tüketmemiz gereken sıvının yerini tutmaz. Günde ortalama 2,5-3,5 litre su tüketmemiz gerekiyor" diye konuştu.
Yaz aylarında sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin ciddi faydaları olduğunu belirten Prof. Dr. Akdağ, ağır yemeklerden kaçınılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

"Kanın Yoğunluğu Artıyor, Pıhtılaşma Riski Yükseliyor"
Sıcak havalarda kalp krizi vakalarının neden arttığını da açıklayan Prof. Dr. Akdağ, "Sıvı kaybıyla birlikte elektrolit dengesi bozulur. Bunun yanında sıcaklık arttığında kanın yoğunluğu da artar. Kanın yoğunluğunun artması pıhtılaşma faktörlerini aktive eder. Bu da ister istemez kalp krizine yatkınlık oluşturur" ifadelerini kullandı.
Aşırı sıcaktan dolayı kaybedilen sıvı ve elektrolitleri telafi etmek için kalbin daha güçlü çalışmaya başladığını belirten Akdağ, "Kalp, bir dakikada pompalaması gereken miktardan daha fazla çalışır ve daha güçlü kasılır. Bu da kalbi yorar. Kalp yorulduğu zaman kalp krizi riski daha da artar" dedi.
11.00-16.00 Saatlerine Dikkat
Özellikle kalp damar hastalığı olanlar, kalp yetmezliği bulunanlar ve ritim bozukluğu olan hastaların sıcak yaz aylarında çok daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Akdağ, saat 11.00 ila 16.00 arasında güneş ışığına maruz kalınmamasını önemle rica etti.
Prof. Dr. Akdağ, güneş çarpması ile kalp krizinin karıştırılabildiğine de dikkat çekerek şu uyarıyı yaptı: "Güneş çarpması durumunda kişi aşırı terler, vücut kızarabilir, deri kuru ya da ıslak olabilir. Kalp krizinde ise bu tür görsel bulgular pek görülmez. Kalp krizi daha çok eforla tetiklenir. Şiddetli göğüs ağrısı, sol kola ve sol omuza yayılan ağrı, nefes darlığı ve çarpıntı ataklarıyla kendini gösterir."
"Kalp Hastası Olmayanlar da Risk Altında"
Sadece kalp hastalarının değil, tüm bireylerin sıcak havalarda dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Akdağ, Diyarbakır gibi hava sıcaklığının 45 dereceyi aştığı bölgelerde riskin çok daha yüksek olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Akdağ, "Altta yatan bir kalp hastalığınız olmasa bile aşırı sıcaklar nedeniyle vücudunuz sıvı ve elektrolit kaybeder. Özellikle sodyum, potasyum, magnezyum, klor ve kalsiyum kaybı nedeniyle hem ritim bozukluğu riskiniz, hem kalp krizi riskiniz, hem de tansiyon düşüklüğü veya ani tansiyon yükselmesi riskiniz normal zamanlara göre kat kat artar" diyerek sözlerini tamamladı.



