Takvimler, birkaç gün önce 2026 yılını gösterdi. Yeni yıl, yeni başlangıçları da beraberinde getirdi elbette. Yeni umutlar, yeni heyecanlar, yeni alınan kararlar ile yeni sayfalarda açıldı hayatımızda. Hayatın meşgalesi içinde dönüp şöyle bir baktığımızda, üzerinde yaşadığımız dünyanın, bizim yaşımızdan ne de çok zamandır yaşadığını ve yaşlandığını fark ediyoruz.
Aradan geçen 2026 koca yıl, tabi bu miladi takvime göre böyle, bir de milattan öncesini düşündüğümüzde on binlerce koca yıldan bahsetmek gerekiyor. Ve dünya yaratıldığı günden itibaren durmaksızın dönmeye devam ediyor.
Dünya döne dursun, gün geçmiyor ki dünyada yeni bir mesele yeni bir olay yaşanmadan dönüşünü tamamlasın. Habil’le kabil arasında başlayan ilk çatışmadan bu yana on binlerce yıldır bitmeyen ve bitmek bilmeyecek bir savaşın içinde insanoğlu. Bu savaş ki mazlumla zalimin, güçlüyle güçsüzün savaşı.
Savaşlar, çatışmalar ve dünyanın her bir köşesinde zalimlerle mazlumların bitmeyen mücadelesi de, dünya dönmeye başladığı günden itibaren devam edecek gibi.
Taş devrini geride bırakmış olsak ta, bugün yine o savaşlardan o çatışmalardan bazılarını modern toplumun, gelişmiş, evrimleşmiş yeni dünyanın gözleri önünde yaşanıyor.
Ne kadar hümanistik ve etik değerlerle geliştiğimiz savunulsa da, dağlı mağara adamı(kadını) olmaktan çıkıldığı iddia edilse de, iş çıkarlara geldiğinde bambaşka bir hal takınıyor ve “Homo sapiens” genlere geri dönülebiliyor.
Peki ya Bugünün Homo sapiensleri kim? Bugünün homo sapiensleri, tabiki de dünya finansmanını elinde bulunduran Küresel Sermaye Baronları. Bu baronlar ki ellerinde bulundurdukları finansal güç ile dünyayı karıştırmaktan asla çekinmeyen hatta kendinde bir hak olarak gören kişi, kurum ve kuruluşlar. Bu homo sapiensler aynı zamanda çocuk, kadın, yaşlı demeden kendi çıkarları doğrultusunda katliamlar yapmaktan bile geri durmayacak kadar zalimler.
Ülkelerin kaderini belirleyip, bununla da kalmayıp ve yine o ülkelerin sahip oldukları doğal zenginlikler(i) sömürmeyi (‘e demokrasi ve barış getirmeyi) de kendinde hak olarak görüyorlar. Barış ve demokrasi elçisi olan bu baronlar hiçbir zaman suçlu olmamakla kalmıyor aynı zamanda dünyanın en etik kişi, kurum ve kuruluşları olarak en yüksek kürsülerden insanlık dersi de veriyorlar.
Bugün başta Gazze de yaşanan soykırımı görmemek elde değil. Sadece Gazze değil dünyanın muhtelif birçok yerinde; isimleri, kurumları ve kuruluşları değişse de benzer zulümleri görmemek için kör olmak gerek.
Ve anlıyoruz ki ne kadar zaman geçse de, dünya nice 2026 sene daha dönse de, insanlık teknoloji olarak ne kadar ilerlese de, dünya var olduğu sürece Homo sapienslik bitecek gibi durmuyor.
Ne mutlu insan olabilenler. Vesselam…