Bir futbol kulübünü ayakta tutan sadece forma, arma ya da tribünler değildir. En az onlar kadar önemli olan şey; zamanında alınan kararlar, ortaya konulan irade ve geleceğe dair yapılan planlamadır. Ne yazık ki bugün Bozokspor'da eksik olan da tam olarak budur.
Takvim ilerliyor, yeni sezon yaklaşıyor, rakipler çalışmalarını sürdürüyor. Kimi kamp programını tamamladı, kimi transferlerini açıkladı, kimi de kadrosundaki eksikleri tek tek gideriyor. Bozokspor cephesinde ise hâlâ aynı sorular soruluyor. Başkan kim olacak? Yönetim ne zaman oluşacak? Transfer çalışmaları ne zaman başlayacak? Teknik ekip belli mi? Hazırlık kampı yapılacak mı?
En üzücü olan ise bu soruların günlerdir aynı şekilde soruluyor olmasıdır.
Belirsizlik, yönetilemeyen süreçlerin en büyük göstergesidir. Bir kulüpte karar alınamıyorsa, alınan kararlar açıklanamıyorsa ya da kamuoyuna güven verecek tek bir adım atılamıyorsa, orada doğal olarak endişe büyür. Taraftarın beklentisi çok büyük değil. Kimse her gün transfer açıklaması istemiyor. Kimse mucize de beklemiyor. Beklenen tek şey; kulübün sahipsiz olmadığını hissettirecek somut bir iradenin ortaya konulmasıdır.
Futbolda zaman, en pahalı sermayedir. Kaybedilen para bulunabilir, gönderilen futbolcunun yerine yenisi alınabilir ama kaybedilen günleri geri getiremezsiniz. İşte bugün yaşanan tam olarak budur. Günler geçiyor, haftalar geçiyor ama Bozokspor yerinde sayıyor.
Takımın önemli isimleri birer birer ayrılıyor. Kimisi başka kulüplerle anlaşıyor, kimisi önünü görmek istediği için beklemiyor. Onları suçlamak ne kadar doğru olabilir? Profesyonel futbolcu geleceğini düşünmek zorundadır. Önünde belirsizlik olan bir kulübü ne kadar bekleyebilir? Bu tabloyu hazırlayanlar, en azından bu sorunun cevabını kendi vicdanlarında vermelidir.
Bugün gelinen noktada yalnızca futbolcular kaybedilmiyor. Güven kaybediliyor. İnanç kaybediliyor. Umut kaybediliyor. Taraftarın sabrı tükeniyor. Her geçen gün kulübe olan heyecan biraz daha azalıyor. İşin en tehlikeli tarafı da budur. Çünkü yeniden kazanılması en zor şey, taraftarın güvenidir.
Kulüp sessiz… Yetkililer sessiz…
Oysa sessizlik hiçbir sorunu çözmez. Tam tersine büyütür. Konuşulmayan her gün dedikodular çoğalır. Açıklanmayan her karar farklı yorumlara neden olur. Bilgi verilmediğinde boşluğu söylentiler doldurur. Bu da kulübün itibarına zarar verir.
Bozokspor, kişilerin değil bu şehrin ortak değeridir. Dolayısıyla kulüple ilgili gelişmelerin kamuoyundan saklanması ya da belirsiz bırakılması kabul edilemez. Taraftarın bilgi istemesi en doğal hakkıdır. Çünkü tribünde üşüyen de, deplasman yollarına düşen de, formasını alan da, kulübe gönül veren de bu şehrin insanıdır.
Bugün yapılmayan transferin sıkıntısı yarın sahada yaşanacaktır. Kurulamayan kadronun eksikliği sezon boyunca hissedilecektir. Geciken planlamanın faturası yalnızca yönetim odalarında değil, puan cetvelinde de görülecektir.
Belki de en düşündürücü soru şudur:
Bu şehir gerçekten bu kadar mı sahipsiz?
Yıllardır profesyonel liglerde mücadele eden, binlerce insanın umut bağladığı bir kulüp neden her sezon aynı belirsizlikleri yaşamak zorunda kalıyor? Neden her yıl yeniden sıfırdan başlanıyor? Neden kurumsal bir yapı oluşturulamıyor? Neden her süreç sancılı ilerliyor?
Bu sorular artık cevapsız bırakılmamalıdır.
Bozokspor'un kaybedecek tek bir günü bile kalmadı. Eğer bugün gerekli adımlar atılmazsa yarın yapılacak açıklamalar da, son dakika transferleri de yaşanan zaman kaybını telafi etmeye yetmeyecektir.
Futbolda bir söz vardır: "Lige temmuzda hazırlanılır, mayısta karşılığı alınır." Siz temmuzu belirsizlikle geçirirseniz, mayıs ayında başarı beklemek hayal olur.
Artık mazeret değil, icraat zamanı.
Taraftar belirsizlik değil, umut istiyor.
Bozokspor'un ihtiyacı olan şey; sessizlik değil, kararlılık…
Çünkü futbol kimseyi beklemez.
Ve ne yazık ki…
Atı alan gerçekten Üsküdar'ı geçiyor. bizden demesi KALIN SAĞLICAKLA