Sene 2004. Dönemin Başbakanı olan Erdoğan, “Paradan altı sıfırı atıyoruz” açıklamasını, TL’den 6 sıfırın kaldırılması ve 2005’te Yeni Türk Lirası’na geçiş sürecini anlatırken ilk defa kullandı.

“Paradan 6 sıfırın atılması” meselesinin amacı sadece teknik bir değişiklik değildi; hem ekonomik hem psikolojik bir düzenleme olarak halka sunuldu.

Halk o dönem milyonlarca lira ile yaşıyordu. Bu Yeni Türk Lirası Reformu, halk tarafından günlük hayatı kolaylaştırdığı için birçok kişi tarafından olumlu karşılandı.

Tabii işin gerçeği, fiyatlar zaten yüksek olduğu için “zenginleştik” hissi de oluşmamıştı.

Reform 2005 yılında hayata geçti ve paradan 6 sıfır atıldı.

Sonra Her şey kolaylaştı mı dersiniz? Bugün gelinen noktada tabloyu görmek mümkün.

Bugün hepimiz ekonomiye baktığımızda tablo tam tersine dönmüş gibi duruyor. O gün “büyük görünen” rakamlar küçültülürken, bugün günlük hayatın içinde çok daha büyük rakamlar hepimiz için sıradan hale gelmiş durumda.

Artık 100 lira, 200 lira konuşulmuyor bile! Benim küçüklüğümde, çok değil bundan 15 sene önce ekmeğin fiyatı 25 kuruştu. 2025 yılı ile 25 kuruşun maliyeti “TAM 2 TL”ye varması sonucu 25 kuruşlar artık hayatımızda bile değil. Şimdi 200 gram ekmeğin fiyatı neredeyse 20 tl bozuk parayla işimiz bile kalmadı..

Markete girdiğinizde hanginiz en büyük para birimimiz olan 200 lirayla poşet doldurabiliyorsunuz?

Yaklaşık bir ay sonra gelecek Kurban Bayramı’nda tabloyu yine hep birlikte göreceğiz.

Eskiden bayramlar sadece dini bir gün değil, aynı zamanda küçük bir “paylaşım ekonomisi” gibiydi. Çocukların eline harçlık verilir, torunlara hatta komşunun çocuklarına bile sembolik de olsa para uzatılırdı.

Şimdi bırak komşunun çocuğunu, kendi torununa, yeğenine bayram harçlığını hesaplayanları görüyoruz. Eskiden “şeker parası” denilen şey, bugün bütçe planlamasının bir parçası haline geldi. Birçok kişi için artık mesele vermek değil, verebilmek.

Paradan 6 sıfırı attık ama sanki yeniden sıfırları varmış gibi harcama yapar hale geldik. Yani bir anlamda aynı yere geri dönmüş gibiyiz. Sadece isimler değişti, banknotlar değişti, ama hayatın yükü değişmedi. Hatta daha da ağırlaştı.

Ne rakamların büyümesiymiş, ne harcamaların artmasıymış… Hepsi yavaş yavaş “normal” kabul edilmeye başlandı. Oysa normal olan bu muydu, yoksa biz mi alıştık?

Bir zamanlar paranın sıfırını konuşan halk bugün ise geçimi konuşur hale geldi. Ve bu konuşma hiç bitmiyor !

Geriye de sadece herkesin söylediği aynı cümle kalıyor,

Geçinemiyoruz!