Reklamlara bile tahammülün azaldığı bir döneme giriyoruz. Bosh markasının bu hafta televizyonda yayınladığı bir reklam tartışmalar sonrası Aile Bakanlığının radarına takıldı ve RTÜK inceleme başlatarak reklamın televizyondan kaldırılmasına karar verdi. Şimdi hepiniz “reklam neydi?” diye soruyorsunuzdur.

Haftaya Pazar bildiğiniz gibi Anneler Günü. Reklamda da mağazada iki kadın elektrikli süpürge bakarken aralarında geçen sohbet ilk başta “annelik” üzerine gibi kuruluyor, ama finalde bu konuşmanın aslında çocuk değil evcil hayvanları hakkında olduğu ortaya çıkıyor.

E neyin tartışması diyecek olursanız; neymiş efendim, köpeğin nasıl annesi olurmuş da onu çocuk yerine koyarmış, neymiş efendim Türkiye’de doğurganlık giderek azaldığı için aile karşıtı propaganda yapılarak evcil hayvan sahiplenmeye teşvik ediliyormuş, hatta bu reklam aşırı bir siyasi kampanyaymış da millet üremesin diye yapılıyormuş aslında… Anlayacağınız akıllara ziyan komplo teorilerinden teorilerin...

Bana soracak olursanız bu reklamın bu kadar tepki çekmesi de bu hafta sonu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmış olduğu “en az 3 çocuk” konuşmasının üstüne gelmiş olmasıydı. Konuşmasında doğurganlığın giderek azaldığını ve 10 yıl öncesinde “en az 3 çocuk” ifadesini kullandığında ilk tepki gösterilmesi ama şimdi bakın gelinen noktada haklı olduğunun ortaya çıktığı gibi söylemlerini yinelemesiydi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda haklı , evet Türkiye’de bir doğurganlık sorunu var ve toplam doğurganlık hızı 2023 yılında neredeyse 1.51’e kadar gerilemiş durumda; nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli oran ise 2.10. 2001 yılındaysa oran 2.38 iken 20 yıl içinde gelinen nokta bu!
Kısacası Türkiye artık doğurmuyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan “ben bunu 10 sene öncesinde söylemiştim” diyor, haklı olmasına haklı da 10 sene içinde bir iktidar değişikliği mi oldu? Tam tersine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtik ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tek etkili ve yetkili kişi oldu.

Vatandaş bu durumda ne yapsın şimdi?
10 yıl önce sorunu tespit etmişsiniz: “İnsanlar üremiyor, doğurganlık oranı düşüyor” demişsiniz. Aradan yıllar geçmiş, dediğiniz zamandan bu yana doğurganlık rekor seviyelere düşmüş.

E demek ki siz bu sorunu bu zamana kadar çözememişsiniz! demek ki bu konuyla ilgili bişeyleri hatta çoğu şeyi yanlış yapmışsınız..

Televizyon başındaki vatandaş süpürge reklamını izleyince şey mi diyor: “Ne güzel şunlara bak, en iyisi ben çocuk doğurmayayım da eve bir kedi köpek alayım, onların annesi olayım.” Böyle diyen var mıdır?

Bu reklam kaldırıldı, ne oldu şimdi? Millet çocuk mu yapacak?

20 yıldır AKP iktidarında bu kadar aile propagandasına ve yönlendirmeye rağmen insanlar ısrarla çocuk yapmıyorsa sorunun kaynağı acaba bu izlenen politikalar olabilir mi? Biraz da suçu reklama, ona buna şuna atmadan bir özeleştiri mi yapılsa…

Doğacak çocuğun güvenle yetişmesi için gereken bir ortam var mı? Daha geçenlerde ülkece okul saldırısını konuştuk … Elinde beslenme çantasıyla okuluna giden annesinin ilk göz ağrısı, suçsuz günahsız çocukların hepsi ne oldu, ne uğruna öldüler? O yaşa kadar bir emekle büyütülen o evlatların vebalini kim ödeyecek peki?

Sonra kadınlar böyle bir ortama çocuk doğurmak istemeyince de “aman bunlar doğurmuyor doğurganlık azalıyor” deniyor Biraz da bunlar mı konuşulsa acaba?

Evinde de evcil hayvanıyla mutlu olana da “sadece onunla olmaz, bir de çocuk yap” diye çocuk yaptırılmaz. İnsanların çocuk yapacağı varsa yaparlar; kedileri, köpekleri var diye “aman biz çocuk yapmayalım” zaten demezler.

Türkiye’deki doğurganlık düşüşü gerçek bir veri ama sebebi de tek bir “ideolojik yönlendirme” değil; ekonomi, yaşam maliyeti, şehir hayatı ve gelecek kaygısı gibi çok katmanlı nedenleri var. İnsanlar çocuk sahibi olmayı sloganlarla değil, hayatlarının gerçek koşullarıyla karar veriyor.

Özetle sorun reklam değil; toplumun yaşam koşulları ve bu koşulları şekillendiren iktidarın bu zamana kadarki politik tercihleri. Tartışmayı sembollerde değil de gerçek nedenlerde ararsak asıl meseleyi daha net görmüş oluruz.