Çalışan ile işveren arasında iplerin bir anda koptuğu, mahkeme koridorlarında aylarca süren yorucu hak arayışlarının yaşandığı bu tür anlaşmazlıklarda, son sözü genellikle adaletin en üst basamağı söylüyor. Çalışma hayatının yazılı olmayan kuralları, resmi sözleşmeler kadar belirleyici olabiliyor.
İşyerinde İplerin Koptuğu An
İzmir'de özel bir hastanenin koridorlarında yankılanan ve sonu Yargıtay'a kadar uzanan olaylar silsilesi, aslında sıradan bir bayram arifesinde patlak verdi. Temizlik personeli olarak çalışan bir kadın, mesai arkadaşıyla yaşadığı iddia edilen bazı durumlar gerekçe gösterilerek bir anda kapının önüne konuldu. Şirket yönetimi, işçinin çalışma saatleri içindeki hal ve hareketlerinin işyeri ahlakına kesinlikle uymadığını savunarak, ne bir ihbar süresi tanıdı ne de tek kuruş tazminat ödedi. Bir anda gelir kapısından olan ve işsiz kalan kadın ise bütün bu iddiaların çirkin bir iftiradan ibaret olduğunu haykırarak soluğu mahkemede aldı.
Mahkemeden Dönen Karar
Davacı işçiye göre ortada tamamen kurgulanmış bir senaryo vardı. İlk derece mahkemesi de çalışanın bu feryadına hak vererek şirketi haksız buldu. Hatta bir üst merci olan istinaf mahkemesi, "Bu iki insan o odaya öpüşmek için değil, sadece konuşmak için girmiş" diyerek işverenin itirazını geri çevirdi. Ancak şirket pes etmeye niyetli değildi. Ellerindeki en büyük koz olan güvenlik kamerası kayıtlarını defalarca yargının önüne sürdüler. Hastane gibi hassas ve insanların can derdinde olduğu bir ortamda hizmet verdiklerini, kurumun adının böyle bir olayla anılmasının ticari itibarlarını yerle bir ettiğini savunan şirket avukatları, dosyayı Yargıtay’a taşıdı.
Yargıtay Noktayı Koydu
Yıllar süren o gergin belirsizlik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin güvenlik görüntülerini saniye saniye incelemesiyle son buldu. Bilirkişi raporlarına yansıyan gerçekler, mahkemedeki havanın rengini tamamen değiştirdi. Kameralar; iki çalışanın koridorda birbirine sarılarak yürüdüğünü, baş başa kalacak boş bir yer bulmak için kapıları yokladığını ve mesai saatleri içinde bir odaya girip yaklaşık on beş dakika içeride kaldığını net bir şekilde belgelemişti. Yüksek mahkeme, sergilenen bu rahat tavırların işçi ile işveren arasındaki güven ilişkisini temelden sarstığına hükmetti. Alınan bu emsal kararla birlikte yerel mahkemenin hükmü bozulurken, işini kaybeden kadının tazminat hayalleri de tamamen suya düştü.




