Yazlık-kışlık değişiminin yapıldığı ekim ayında dolaplardan inen giysiler, yorganlar ve battaniyeler kimi zaman ağır bir naftalin kokusuyla geliyor. Odaya yayılan ve yıkamadan sonra bile ara ara burnu sızlatan bu koku, yeni mevsimin ilk derdi oluyor. Birkaç basit adımla hem kokudan kurtulmak hem de kumaşı korumak mümkün.

KOKUNUN ASIL ÇARESİ TEMİZ HAVA
ABD'de Çevre Koruma Ajansı'nın (EPA) kaydındaki bir naftalin ürününün etiketi, ürünün en az 7 gün boyunca hava geçirmeyen bir kapta bekletilmesini istiyor. Aynı etikete göre eşyalar havalandırıldığında naftalin kokusu çabuk kayboluyor.

Dolaptan çıkan giysiler için ilk durak açık hava. Kıyafetleri dışarıda, mümkünse gölge ve rüzgâr alan bir köşede bir süre bekletmek kokunun dağılmasını kolaylaştırıyor. Renkli ve hassas kumaşlar ise güneşin altında uzun süre bekletilmemeli.

Dr. Hüseyin H. Serdar da Hürriyet'teki köşe yazısında aynı noktaya dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Naftalinli giysiler ve eşyalar çekmecelerden, dolaplardan çıkartılırken, rulolanmış halılar açılırken havaya karışan gazların solunmaması için ortamı ve odaları havalandırmak gerekir."

YIKAMADAN ÖNCE ETİKETE BAKIN
Kokuyu hafifletmenin bir diğer yolu giysiyi yıkamak, ama işe kumaşın bakım etiketinden başlamak gerekiyor. Yıkanabilen kıyafetler, etiketteki talimata uygun bir deterjanla makineye atıldığında koku azalabiliyor.

Giysinin etiketi ve makinenin kılavuzu el veriyorsa yıkama suyuna biraz çamaşır karbonatı da katılabiliyor. Kumaşı korumak için karbonatın paketindeki talimatın dışına çıkmamak gerekiyor.

İpek, yün gibi özel bakım isteyen kumaşlarda ise evde yapılan denemeler giysiyi bozabiliyor. Bu tür kıyafetlerde bakım etiketinin söylediğini yapmak ya da kuru temizlemeciye götürmek daha güvenli bir yol olarak öne çıkıyor.

KALORİFERİN VE SOBANIN BAŞINA ASMAYIN
Kokuyu çabucak uçurmak için giysileri kalorifere, sobaya ya da başka bir ısıtıcıya yakın tutmak ise yanlış bir yol. Naftalin kolayca buhara dönüşüyor ve bu buharı içine çekmek sağlığı tehlikeye atabiliyor. Kokuya karşı ısının yerine havalandırma ve kumaşa uygun temizlik seçilmeli.

ABD'deki Oregon Devlet Üniversitesi'nin naftalin rehberi de kokunun ne kadar inatçı olabildiğini anlatıyor. Rehbere göre buhar bir kez evin içine dağılırsa koku uzun süre kalabiliyor. Burun bu kokuyu, havadaki miktarı milyarda birkaç parça kadar düşükken bile alabiliyor. Rehber bunu olimpik bir yüzme havuzuna damlatılan birkaç damla suya benzetiyor.

DOLABIN İÇİNİ DE ATLAMAYIN
Naftalin kokusu yalnızca giysilere değil, dolabın raflarına ve çekmecelerine de sinebiliyor. Bu nedenle kıyafetler kadar dolabın da elden geçmesi gerekiyor.

Önce dolap tamamen boşaltılıyor; naftalin artıkları ve kokuya yol açan ne varsa dışarı çıkarılıyor. Bu sırada odayı iyice havalandırmak gerekiyor. Ardından raflar, dolabın yapıldığı malzemeye zarar vermeyecek biraz sabunlu suyla siliniyor, kuru ve temiz bir bezle üstünden geçiliyor; kapaklar açık kalıyor ve dolap iyice kuruyana kadar bekleniyor. Sirkeyle silmek isteyenlerin önce yüzeyin göze görünmeyen bir köşesinde denemesi öneriliyor.

Dolap kuruduktan sonra içine karbonat ya da aktif karbonlu bir koku emici konabiliyor. Bunun yeri, çocukların ve evcil hayvanların uzanamayacağı bir köşe olmalı. Bu emiciler geride kalan kokuyu hafifletmeye yardım ediyor ama naftalin kalıntılarını temizlemenin yerini tutmuyor.

YÜN BATTANİYEDE ÖNCE SİLKELEYİN
Uluslararası yün kuruluşu Woolmark, yün battaniyeyi tazelemek için çoğu zaman havalandırmayı en iyi yol olarak görüyor. Bunun için battaniye açık havaya taşınıp bir güzel silkeleniyor, sonra havanın rahat dolaştığı bir yere asılıyor. Silkelemek ve havalandırmak, kumaştaki tozu ve kiri gevşetiyor.

Yüzeydeki kir için battaniye yere düz seriliyor ve yumuşak kıllı bir giysi fırçasıyla tüylerin yönünde fırçalanıyor. Kiri ağır olan yün battaniye ise ancak etiketinde makinede yıkanabileceği yazıyorsa makineye giriyor; program yünlü, su soğuk, deterjan da yalnız yünlülere özel olanı olmalı. Woolmark battaniyenin seyrek yıkanmasını öneriyor; bazı rehberler üç ayda bir yıkamayı öğütlüyor.

Yıkanan battaniye ıslakken ağır olduğu için ipin yükü eşit taşıması adına çamaşır ipine yayılarak düz asılıyor ve güneşin doğrudan vurmadığı bir yerde kurumaya bırakılıyor. Güneş renkleri soldurabiliyor; çok çabuk kuruyan yün de sertleşebiliyor. Kurutma makinesi ise yünün yumuşaklığını ve biçimini bozduğu için kullanılmıyor.

NAFTALİN ÇOCUKLARIN ERİŞEMEYECEĞİ YERDE DURMALI
Dr. Serdar'ın aynı yazısında anlattığına göre naftalin, maden kömürü damıtılarak üretilen aromatik bir hidrokarbon. Piyasada hem toz olarak hem de beyaz tabletler hâlinde bulunuyor. Küp şekeri ya da top şekeri andıran tabletler zehirlenmeye neden olabileceği için çocukların uzanamayacağı yerlerde tutulmalı; gereğinden fazla kullanmaktan da kaçınmak gerekiyor.

Oregon Devlet Üniversitesi'nin rehberi naftalinin yalnız hava geçirmeyen yerlerde, örneğin giysi torbasında ya da sıkı kapanan bir kutuda kullanılmasını istiyor; açık bir dolaba ya da plastik çöp torbasına konmamasını öneriyor.

Kokusu çok ağır olan giysiler ise üstünde naftalin artığı kalmadığı görülmeden giyilmemeli; kokunun yoğunlaştığı odalarda uzun süre oturmamak da gerekiyor.

BİR DAHAKİ MEVSİM İÇİN NAFTALİNE ALTERNATİF
Woolmark'a göre naftalinin kokusu kendini hemen belli eden, zor çıkan ve hoşa gitmeyen bir koku. Kuruluşun önerisi naftalinin yerine sedir ağacından bloklar: Woolmark'a göre sedir, güveyi ve gümüşçün böceğini uzak tutmada naftalinden geri kalmıyor. Sedir, deri ve kürkün liflerini kurutabildiği için bu giysilerde lavanta keseleri tercih ediliyor.

Kuruluş, giysilerin dolaba kaldırılmadan önce mutlaka temizlenmesini istiyor; temiz kaldırılan giyside kir, leke ve koku birikmiyor. Vakumlu poşetler yer kazandırsa da giysinin nefes almasını engelleyip nemi içeride hapsedebiliyor, hassas kıyafetler için uygun görülmüyor. Poşete bırakılan silika jel nemin önüne geçmeye yardımcı oluyor. Hassas giysileri saklamak içinse tamamı pamuk ya da yünden yapılmış torbalar daha güvenli. Giysileri ince kâğıda sarmak sararmanın ve fermuara takılmanın önüne geçiyor.

Yünlüler askıya değil, katlanarak dolaba giriyor; arada bir açılıp nemlenme ya da böcek olup olmadığı kontrol ediliyor. Battaniyeler ise ışık almayan, serin bir köşede, havayı içeri sokmayan bir kutu ya da torbada saklanıyor. Evde böcekle uğraşanlar battaniyenin katları arasına birkaç sedir yongası yerleştirebiliyor.

Muhabir: Haber Merkezi