Siyasetin kanunu 'eleştirmeye' odaklı.
Siyasal açılımlarda 'yandaş' kaynaklı.
Kendilerinden olmayanı...
Kendi tarafını seçmeyeni...
Kendine uzak duranı...
Siyasal hainliğe kadar götürüyor.
İyi mi?
*
Bahsetmiştim...
Muhalefet, Yozgat'tan seslenmeye başladı...
Her gelen Yozgat'a dair dem vurup.
Siyasal eleştirilerini sıralıyor.
Mevcutlara...
Geçmiştekilerine saydırıyor...
Eleştirinin ayarı olmadığından.
Yozgat'tan bihaberler olanlar.
Ellerine tutuşturulan...
Kulağa fısıldanan cümlelerden hareketle...
Siyaset yapmayı yeğliyor...
Dersine çalışıp gelende var.
Dersine çalışmadan...
Kitabın yüzünü açmadan gelende...
*
Bugün...
Siyaset kurumu 'güven' sorunu içerisinde...
'Samimiyet' sorgusuyla...
'İçtenlik' arayışı yapılıyor...
*
Sorgulamanın.
Hesap sormanın.
Yanlışları aktarmanın.
Siyasal yaklaşımlarla...
Ortaya konması...
Toplum nazarında karşılık bulmadığını görmek lazım...
*
Yanlışı kimse savunmuyor.
Lakin...
Yıllardır 'yanlış' üzerinde siyaset yapıldığından...
Vatandaşta siyasal güvenirliği sorguluyor...
Durum budur...
*
Maalesef bizdeki siyaset anlayışı.
Mevcut yapıya bağlandığından.
Neyin doğru?
Neyin yanlış?
Bakılmak istenmiyor.
Eleştiri yapılıp.
Doğrular ortaya konmaya çalışıldığında.
İlgiliden.
Yetkiliden.
Sorumludan çok.
İşgüzarlık öne çıkıyor.
Dedik ya.
Yalaka tayfası.
Yandaş grubu.
Menfaatçı.
Çıkarcı.
Bencil.
Egoist takımı.
Siyasal hortlamayı öne çıkarıyor.
*
Mesele eleştirmek.
Muhalif kalmak.
Siyasal düşünmek falan değil.
Mesele tamamen ‘yaklaşım’ kaynaklı.
Yani.
Siyaset yapmak adına...
Siyasal eleştiri yapmak adına...
Siyasal taraf göstermek adına...
Siyasal kutuplaşmalı yansıtmak adına...
Siyasal toplum oluşturmak adına...
Yapılmak istenenler...
Siyasetin 'güvensiz'liğini öne çıkarıyor.
İktidar/muhalefet...
Siyasal adımları, toplum nazarında etkisiz kalıyor.
Güven...
Anlatabildim mi?