Okul denilince aklımıza sadece derslerin işlendiği dört duvar değil sıcacık bir yuva, korkusuzca sığındığımız en güvenilir liman gelir. Anne babalar olarak evlatlarımızı okul kapısından içeri bırakırken içimiz rahattır, biliriz ki onlar en emin ellerdedir, öğretmenlerinin şefkatli kanatları altındadır. Peki, şimdi ne oluyor? Ne yazık ki geldiğimiz noktada o en güvenli bildiğimiz limanlar dahi yara alıyor, sarsılıyor.
Son dönemde art arda gelen haberler, yüreklerimizi dağlamaya devam ediyor. Eğitim yuvalarına düzenlenen saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Çocuklarımızı güvenle gönderdiğimiz okul artık maalesef büyük bir şüphe, derin bir endişe düştü. Sabah çantasını sırtlayıp okulun yolunu tutan evladımızı "Acaba bugün nasıl bir tehlikeyle karşılaşacak?, Nasıl bir saldırı olacak?" korkusuyla uğurlamak zorunda kalmak, bir ana baba için dünyadaki en ağır imtihandır. Bu korku, sadece bizim değil, bütün bir toplumun ruhunu zedeliyor, geleceğe olan inancımızı yaralıyor.
Okul, cehaletin bittiği, sevginin ve bilginin paylaşıldığı yer olmalıdır. Oraya uzanan her kirli el, aslında bizim yarınlarımıza, en masum varlıklarımıza kastetmektedir. Bu acı tablonun karşısında içimiz yanıyor, kelimeler boğazımızda düğümleniyor.
Görevi başında hayattan koparılan, fedakarca ülkesinin evlatlarını yetiştiren şehit öğretmenlerimize ve bu açı olaylarda hayatını kaybeden masum çocuklarımıza Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve milletimize sabırlar diliyoruz.
Umuyoruz ki bu karanlık günler sona erer, okullarımız yeniden o korkusuz, huzurlu ve güvenli yuva günlerine döner.