Bazı insanların güzelliği yüzüne vurur derler ya…
İşte öyle birisini anlatacağım size.
İsmi gibi güzel saçlı, güzel yüzlü bir kadın…
Bilgili, bir o kadar tecrübeli, hayatın içinden…
Marjinal gözükse de çok doğal ve samimi…
Halide Edip gibi cesur yürekli, büyük bir mücadelenin vücut bulmuş hali…
Nasıl, ne zaman oldu bilmiyorum ama İletişim Fakültesine dekan olmuş.
Yozgat’a Milli Piyango’dan büyük ikramiye çıkmış gibi.
Bir vesileyle imtiyaz sahibimiz Sayın Hakan Ekinci ve Hakimiyet Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sayın Çetin Mermertaş ile birlikte bir acı kahvesini içme şansını yakaladık.
Az zamanda çok büyük işler başarmış ve yenileri için de planlarını yapmış.
Öğrencilerini kendi çocukları gibi görmüş, işine aşkla sarılmış; yetmemiş, Yozgat’ın adını il sınırlarının dışında hem savunmuş hem de örnek projelerle başkalarına ilham olmuş.
Tanımayanların merak ettiği, tanıyanların hayran olduğu, mesai arkadaşlarının hem sevdiği hem de çok çekindiği — herkesin kendisi gibi çalışmasını istediğinden — şahsına münhasır bir kişilik.
Uzun zamandır memleketi ve bu memleketin insanlarını bu denli merkeze koyarak idealist bir yaklaşım sergileyen bir bilim insanına rastlamamıştım.
Belki vardır ama onun kadar cesur yürekli olduklarını düşünmüyorum.
Zira bizim toplumda karşılığı bazen “kem göz” olacak sosyal medyayı kullanma becerisine de hoca kadar sahip olmadıklarından olabilir.
Tarih zaten yüreklileri ve kahramanları yazar.
Hoca da Yozgat’ta bir tarih yazıyor.
Biz de okuyoruz. Takip ediyoruz.
Elbette bu, tek başına olacak bir şey değil. Rektör Hoca da bu yolu tüm hocalarına açıyor.
Bu yolda yürüyenler oluyor, bazılarını ise nemelazımcılık esir alıyor.
Neyse, nazar değmesin.
Gerçi azını yazdım; çoğunu zamanla öğreneceğiz.
Yazı bitti ama öznenin ismini hala yazmadığımı biliyorum.
Yazıyı okuyunca siz zaten kim olduğunu anladınız.
Gerçek dünyada yaşarken iz bırakmış olan kıymetli hocam için ben de dijital dünyada bir emare bırakmış olayım.
Prof. Dr. Zülfiye Acar Şentürk diye yazılır, “güzel yürekli kadın” diye okunur.